MAKALELER >

NEOLİBERAL GÖLGELER ALTINDA MUHAFAZAKÂR DEMOKRASİ - SUAT COŞKUN

ANA SAYFA
HAKKIMIZDA
MAKALELER
ATATÜRK
DUYURULAR
ETKİNLİKLER
BAĞLANTILAR
İLETİŞİM
 
 

NEOLİBERAL GÖLGELER ALTINDA MUHAFAZAKÂR DEMOKRASİ

 

Suat COŞKUN*

 

 

Fransız aydınlanmasının oluşturduğu ve bir fiil oluşumuna sebep olduğu göreceli; dönemsel popüler fikirler zaman zaman etkinliklerini yayıldıkları coğrafi alanlarda geçici olarak yitirseler de Anka kuşu misali, her seferinde, yeniden doğuş aşamalarını adım adım izleyerek, var olmayı başarabilmişlerdir. Elbette fikirlerin bu yeni var oluş biçimleri bir önceki yaşam formlarına nazaran vuku buldukları tarihsel dönemeçlerin derin farklılıklarını içinde barındırıyordu. Bu durum hiç şüphesiz şimdiyle ,”status qua ante” yani şimdinin öncesi arasında belirgin ayrılıklar oluşturuyordu. Sözüne ettiğimiz bu düşünsel başkalıkların yarattığı toplumsal mütalaaları açık kaynak kodları ile bizlere sunan en güzel örneklem sanıyorum muhafazakârlık olacaktır. Türkçemize Arapça muhafaza (koruma, saklama) ve Farsça bir kelime olan kar( ~  Fa kar 1. eden, eder) sözcünün birleşimi sonucu giren bu söz(muhafazakârlık) anlam karşılığı olarak eskiyi korumaktan yana olan manasına gelmektedir.[1]

Fransız aydınlanmasının tüm dünyaya dayattığı eşitlikçi seküler yapıya bir karşıtlık olarak ortaya çıkan muhafazakârlık; ilk kez ünlü İngiliz filozof Edmund BURKE tarafından sistemli bir düşünce olarak ele alınmıştır. Burke ‘un eşit karşıtlığı olarak adlandırılan yararcı görüşleri atıfta bulunduğu eski aristokrat sistemi savunan çevreler tarafından yitirilen geçkin değerlerin tekrar geri kazanılabileceği umudu ile tereddüt edilmeden içselleştirilmiştir. Sanıyorum bu faydacı yaklaşımların kabulleniş biçimlerinin bu denli sancısız olmasının sebebi ünlü düşünürün savunduğu görüşlerin kapitalizm, metalaşma, bireycilik, kentleşme, devrim, demokrasi ve halk egemenliği gibi dönemin beğenilen görüşlerine olan tepkisel ve tutucu yaklaşımıdır. Tarihsel devinimine 1783 devrimi gibi oldukça hengâmeli bir ortamda başlayan muhafazakâr ideoloji Hirschman tarafından 3 tepkisel dalga halinde ele alınmıştır. Birincisi yukarda da kısmen değindiğimiz yasalar önünde eşitliğe ve genel olarak yurttaş haklarına tepki; ikincisi,19.yüzyıl sonlarından 2.Dünya Savaşı arifesine dek süren, genel oy hakkına karşı çıkan tepki; üçüncüsü, 2.Dünya Savaşı sonrasında Refah Devletine olan tepki olarak sıralanmıştır.[2] Tanıl BORA'NIN muhafazakârlığın tarihsel durakları olarak adlandırdığı bu dönemsel kırılma noktalarının günümüzde en çok taraftar toplayan ve yankı bulan şekli 1980 sonrası Thatcher/Bush yaklaşımı olarak adlandırılan Neomuhafazakar anlayıştır.

Ekonomide olabildiğince liberal siyasette ise mümkün olduğunca toplumsal ananeleri ve gelenekleri gözeteme maksadı içeren bu yeni muhafazakârlık anlayışı ihtiva ettiği değerlerin sahip olduğu teknik özellikler nedeni ile siyasal çevreler tarafından kendi ideolojik yaklaşımları doğrultusunda adeta ekipman bir ideoloji olarak kullanılmaktadır. Sanıyorum sözüne ettiğimiz konuya en güzel örnek Türk siyasal sistemi içerisinde bulunan ve Siyasal kimliğini sadece "ne olmadığı" üzerinden kurmaya çalışan AK Parti olacaktır.

Yıllardır giydiği milli görüş gömleğini delikten aşağıya süpürülmemek için alel acele çıkaran ve yerine saf amerikan kumaşı, Anglo Sakson tasarımı son moda “Muhafazakâr Demokrat” armalı gömleğini giyen AK Parti görenlere “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” deyimini anımsatmaktadır. Ekonomik alanda liberal iktisat anlayışın savlarını kabul eden Adalet ve Kalkınma Partisi diğer yandan da “altta kalanın canı çıksın” mantığı içerisinde işleyen liberal ekonomi yaklaşımının geleneksel değerler üzerinde yarattığı tahribatı siyasi propaganda aracı olarak kullanmaktadır. Nasıl mı? Şöyle ; (Ak Parti Teşkilat Başkanlığı Eğitim Notlarından bazı örnekleri görüşlerinize sunuyorum.)

Madde 2-KALKINMA: Yoksulluğun, israfın ve yolsuzluğun serbest piyasa ekonomisi kuralları içinde önlenip toplumsal bir zenginlik yaratılması.(Yanlış bir olgu var olma sebebi ile nasıl ortadan kaldırılacaksa)

Madde 8-Muhafazakârlık ailenin korunması kaygısı ve toplumun dini hassasiyetlerini dikkate alarak, devletin kürtaj ve cinsiyet değiştirme ameliyatlarını desteklemesine karsıdır. Bu konudaki bireysel tercihlere karışmamakla birlikte destek de verilmemektedir. İnsan her konuda yetkin olmadığı için, konu kendi bedeni bile olsa sınırsız bir yetkiye sahip değildir. Siyasette devrime sıcak bakılmadığı gibi bireysel yaşamda da geri dönüşü olmayan radikal değişimlere sıcak bakılmaz.[3]

Özellikle 8.maddeyi dikkatlice incelediğimizde alakadar olduğumuz mevzu ile ilgili AK Parti'nin konumunu çok açık bir şekilde gözlemlemekteyiz. Yeryüzünde bulunan semavi dinlerin tümünde ve diğer tinsel inançların tamamına yakınında kutsal olan aile ile birlikte kürtaj ve cinsiyet tercihi gibi neredeyse tüm dünyada kabul görmeyen kavaramlar üzerinden uzlaşma ve siyaset yapma anlayışı AK Parti ideologları tarafından da gözden kaçırılmamıştır. Adalet ve Kalkınma Partisinin ideologları tarafından da gözden kaçırılmamıştır diyorum çünkü ne hikmetse aynı kavramların Amerikan Neomuhafazakrlarının da ısrarla savunmakta olduğunu oğul Bush'un başkanlık seçimleri esnasında aile, kürtaj ve eşcinsel evlilikleri konularında gösterdiği hassasiyetten anlıyoruz. Üzerinde ısrarla durduğumuz bu hassasiyetler silsilesinin ülkemiz içinde geçerli olduğunu ispat etmek için kendimi iyi niyetli yaklaşımlar olduğuna bir türlü inandıramadığım; Açık Toplum Enstitüsü'nün katkıları ile gerçekleştirilen Türkiye'de Muhafazakârlık Aile, Din ve Batı anketini sonuçlarını sizlerle açmak istiyorum. Bu ankete göre:

Kendilerini siyasal görüşleri itibarıyla muhafazakâr bulan % 30, bulmayan % 24 “ortada”

Görenin % 40 olduğu bir toplumda, muhafaza edilmesi gereken toplumsal kurumların basında

Aile (% 46) geliyor. Diğerleri sırasıyla Din (% 22), Devlet (%19) ve Millet (% 11).Hangi Cinsel Yaşantı Biçimleri Bizi Rahatsız Ediyor? Başlığı altında verilen soruların yanıtları ise ne kadar toleranslı bir toplum olduğumuzu gösteriyor. Milletimizin, % 76'sı eşcinsellerden, % 65'i evlenmeden birlikte yasayan çiftlerden, % 63'ü barlara, diskoteklere gidenlerden, % 56'sı küpe takan erkeklerden, % 54'ü açık giyinen kadınlardan, % 44'ü flört eden gençlerden, % 24'ü basını örtmeyen kadınlardan, % 19'u tek basına yasayan kadınlardan, % 17'si de boşanmış kadınlardan rahatsızlık duyuyor[4]

Yukarıdaki anket sonuçlarından da açıkça anlaşılacağı gibi Ak Parti'nin uydurma Muhafazakâr Demokratlığı aslında Türk toplumunun temel hassasiyetlerini hedef alan ve çok değerli dostlarımız tarafından bir fiil güdümlenen (Neo)Yeni Muhafazakârlık anlayışıdır. Yine bu iddiamızın afakî olmadığını ortaya koymak için, yazımızın başına Hirschman'ın Muhafazakârlığı dönemsel değişimlere göre sınıflandırdığı Refah Devletine olan tepki kısmına dönüyoruz bakın Ak Parti'nin önemli ideologlarından biri olan Dr. Yalçın Akdoğan'ın konu ile ilgili görüşleri nelerdir. Refah devleti çalışmamayı, ailenin parçalanmasını ve evlilik dışı çocuk edinmeyi “ödüllendirdiğin den” dolayı kötüdür. Refah devleti bazı babaların eş ve çocuklarına karsı sorumluluklarını terk etmesine izin vermiştir.[5] Elbette konu ile ilişkilendirilecek örnekler sadece yukarıda bahsettiğimiz hususlarla sınırlı kalmıyor.Şöyle ki ; AK Parti'nin kendi kimliğini tartışmaya açmak amacıyla tertip ettiği ‘‘Uluslararası Muhafazakârlık ve Demokrasi'' sempozyumu, organizasyonu düzenleyen Liberal Düşünce Topluluğu'nun güdümünde gerçekleştirilmiştir. Hatta topluluğun başkanı malum şahsiyet Yayla panel öncesi yayınladığı makalesinde (Radikal, 9 Ocak 2004) Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bu çizgiye gelmesi için yapılan telkinlerden söz ederek söyle diyor: Bu etiketin kabullenilmesinde Liberal Düşünce Topluluğu'ndaki entelektüellerin çabalarının önemli bir payının olduğunu belirtmek isterim. Muhafazakârlık konusundaki en mühim kaynakları (henüz yetersiz de olsa) LDT'li entelektüeller hazırlamıştır. Ak Parti kurmaylarına yapılan doğrudan ve dolaylı telkinlerimiz, bu kurmayların yeni fikir ve yaklaşımlara açık olması sayesinde yankı buldu.[6] Sözün kısası; siz değerli okuyuculara şu soruyu sormak istiyorum Ak Partinin muhafazakârlık anlayışı tüm bu örneklemlerden sonra, bilimsel literatürün ışığında nasıl adlandırılabilir? Yeni bir anlayış olduğu iddia edilen Muhafazakâr Demokratlık mı? Yoksa Neo-liberallerin Neomuhafazakarlığımı? Bu zor soruların cevaplarını sizlere bırakıp hiç zaman kaybetmeden Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Muhafazakâr Demokrat kimliğini nasıl tanımladığını mercek altına almak istiyorum.

Sanırım bu noktada Ak Parti'nin konu ile ilgi görüşlerini değerlendirmek üzere başvurulması gereken kaynak Dr. Yalçın Akdoğan'ın kaleme aldığı önsözünü ise Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN'IN yazdığı “Muhafazakâr Demokrasi” adlı eser olacaktır. Daha öncede belirttiğimiz üzere; AK Parti'nin önemli ideologlarından biri olan Akdoğan bakın kitabında sözüne ettiğimiz fikirsel oluşumu ne şekilde yorumluyor.

Devrimci dönüşüme karsı evrimci veya tedrici değişimi savunan, geleneksel toplumsal kurumların tahrip edilmesinin, sekülerleşmenin ve dayanışmacı toplumsal yapının aşınmasının felaket getireceğini ileri süren çağın muhaliflerinin ortaya koydukları eleştirel birikim, muhafazakârlığın günümüze kadar taşıyacağı ana omurgasını oluşturmaktadır.

AK Parti kendi düşünce geleneğinden hareketle, yerli ve köklü değerler sistemimizi

Evrensel standarttaki muhafazakâr siyaset çizgisiyle yeniden üretmek amacındadır.

Yeni muhafazakârlık, serbest pazarı ve ekonomik ilişkilerde özgürlük alanının

Genişletilmesini savunurken, sosyal hayatta ise otoritenin restore edilmesini tavsiye

Etmiştir. [7]

Sayın Akdoğan evrensel standartta yeni bir muhafazakârlık anlayışının yaratılmasından söz ediyor ancak konu ile ilgili elde ettiğimiz veriler oluşturulmak istenen yapının Anglo Sakson muhafazakârlık anlayışı ile ciddi benzerlikler içerdiğini gösteriyor. Zannediyorum bu hususta Sayın Akdoğan ile aynı kanaati paylaşıyoruz çünkü kendileri de Ak Parti ve Muhafazakâr Demokrasi isimli eserinde üzerinde durduğumuz konuya açıkça olmasa da üstü örtülü bir şekilde atıfta bulunarak şöyle diyor;

Ak Parti, muhafazakâr demokratlık kavramıyla, dünya genelinde görülen muhafazakâr anlayışlarla belli noktalarda buluşulabileceği, ama kendi sos yo kültürel özellikleriyle içeriğini doldurduğu yeni bir kavram üretmeye çalışmaktadır. Siyasete yeni bir kavram katma çabası ise başlı başına bir zorluktur.[8]

Peki, Anglo Sakson Muhafazakârlık anlayışı nedir? Hangi unsurları içerisinde barındırır?

Anglo-Sakson(Anglo-Amerikan) anlayış değişeme açık, piyasa ekonomisini savunan, devrimi sevmeyen, değişimi müdahaleden azade kendiliğinden oluşan bir süreç olarak gören[9] tüm bu unsurların yanı sıra devletin küçüğü makbuldür anlayışını benimsemiş “Lafer eğrisi ile ilişkilendirilen “Proposition13”(13 sayılı önerge ) örneğini[10] Reagan yönetiminin uyguladığı sistematik içerisinde özümseyerek en az vergi anlayışını kabul etmiş bir fikir demetidir.

Öyle sanıyorum ki yukarıda belirttiğimiz hususlar zaten Ak Parti kurmayları tarafından ziyadesi ile içselleştirilip, benimsenmiş kavramlardır. Bu yüzdendir ki Sayın Erdoğan AK Parti'nin ilk gurup toplantısında (2003) yaptığı konuşmada şu unsurların altını özellikle çizmiştir.

6. Ülke yararına olacak bir “özelleştirmeyi elzem görürken, vergi mevzuatının basitleştirilmesi, vergi sayısının azaltılması ve vergi oranlarının düşürülerek tabana yayılması gerektiğine inanıyoruz.

Muhafazakâr demokratlık, devrimci değişim anlayışına karşı doğal bir süreç şeklinde işleyen tedrici ve aşamalı bir değişim anlayışına dayanır. Toplumsal dönüşüm, en temel ve kalıcı değişim şeklidir. Değişimden maksat, tedrici bir sürecin gerçekleşmesi ve doğal gelişimin sağlanabilmesidir.[11]

Buna ilaveten Sayın Erdoğan Yalçın Akdoğan'ın Muhafazakâr Demokrasi adlı eserinin sunuş kısmında, ise aşağıdaki satırları kaleme alıyor.

Asli fonksiyonlarına çekilmiş, küçük ama dinamik ve etkili bir devlet vatandaşını tanımlayan,

Biçimlendiren, ona tercihler dayatan değil; vatandaşın tanımladığı, denetlediği ve şekillendirdiği bir devlettir.

Kendini (Anglo-Sakson tarzı) Muhafazakâr Demokrat olarak adlandırmakta hiçbir sakınca görmeyen Sayın Erdoğan muhtemelen sözüne ettiğimiz unsurların farklı kavramaları ikame ettiğine kanaat getiren Cumhuriyet Halk Fırkası'nın muktedir genel sekreteri Recep Peker'in görüşlerine de katılmayacaktır.

Sayın Peker 1934-35'te Ankara Hukuk Fakültesi'nde inkılâp derslerini verdiği sırada, gerici ve muhafazakâr partiler arasında bir ayrım yapıyor ve muhafazakâr partiler hakkında şunları söylüyor:

“Hakikatte bunlar, uyanık olmayanlara hoşça gelen bir dış görünüş içinde saklanmış,

En tehlikeli mürtecilerdir.” Britanya Muhafazakârları'nın faziletini teslim ederken,

Aynı zamanda, “[...] hayata yeni doğan, yeni inkilablar yapan memleketlerde, mutedil

Veya muhafazakâr maskesi altında kendi hüviyetlerini saklıyan ve en feci irticaları

Yapan partilere karsı çok uyanık olmak gerektir,” diyordu. (Peker, 1935: 74)[12]

Aydınlanma kadrosunun önemli bir neferi olan Sayın Peker'in Anglo-Sakson muhafazakârlık anlayışı ile ilgili bu mühim tespiti yazımız dâhilinde anlatmak istediklerimizi âdete özetler niteliktedir. Gerçi kendileri bu sözleri Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası deneyimini göz önünde bulundurarak sarf etmiştir ancak görüyorum ki adı geçen ideolojinin savunucularının ortak yanı, var olan gerçekleri farklı kalıplara sokarak gizleme çabalarıdır. Bir yandan sosyal adalet ve gelir dağılımı eşitliğinin gerekliliğinden söz ederken öbür taraftan devleti küçülterek serbest teşebbüsün tüm sınırlarını ortadan kaldırmayı amaç edinmiş bir yapının samimiyetinden nasıl söz edilebilir. Noe-Liberal yaklaşımın kullanıcılarına dayattığı istihdamsız büyüme anlayışının rüzgârına kapılarak yalancı baharlara yelken açan bu zihniyet yaratılmak istenen yenidünya düzeninde rüzgârın bile esmek için bir beşerden icazet alması gerektiğini herhalde unutmuş durumda. Yoksa bu sarhoşluk başak türlü nasıl açıklanabilir.

Yazımı burada noktalarken son sözlerimi Ak Parti Genel Başkan Yardımcı Sayın MİR MEHMET DENGİR FIRAT ile paylaşmak istiyorum kendileri “Muhafazakârlık ve Demokrasi” konulu sempozyumumuzun kapanış konuşmasında ( her halde biz bize olmanın verdiği rehavetle olacak) şu sözleri sarf ediyor:

Burada da gündeme getirildi. Doğrudur: Siyaset bilimi literatüründe “Muhafazakâr Demokrasi” diye bir kavram henüz mevcut değildir

Muhafazakârlığın Batı'da ortaya çıkmış genel geçer kabullerine kendi düşünsel ve yerli değerlerimizin yorumlarını da katarak özgün bir muhafazakârlık anlayışı geliştirmeyi denedik

Bir başka deyişle, ne adına olursa olsun, hangi ideolojiye yaslanırsa yaslansın, her türlü devrimci, jakoben, tek tipçi, otoriter ve sil baştancı siyasetleri, muhafazakârlık ve demokrasi anlayışımızla bağdaştırmadığımız için reddediyoruz.

(Dilerseniz metnin geri kalan kısmını ben tamamlamaya çalışayım) Tüm bunların yerine; dış müdahalelere tamamen açık, savunmasız ve milli olmayan bir ekonomi, sosyal sorumluluklarından büsbütün vazgeçmiş küçük ama etkili bir devlet(nasıl oluyorsa) , mütareke basının istediği gibi yönlendirdiği bir kamuoyu, terhis edilmiş bir ordu, ümmetçi bir toplum ve tüm bu hususlara rağmen tam bağımsız, mutlu mesut bir Türkiye. İşte bu dışsal dayatmanın yeni adı da Muhafazakâr demokrasi. .

 

 

Dipnotlar

* Jeodezi ve Fotogremetri Lisans Öğrencisi

 

 

Kaynakça;

 

[1] Bu bölümün büyükçe bir kısmı http://www.nisanyan.com/sozluk/search.asp?w=muhafazakarl%FDk&x=21&y=12 isimli internet sayfasında bulunan [1900–1930 dönemi Mehmed Bahaeddin Toven, Yeni Türkçe Lugat - 1924 || İbrahim Alaettin (Gövsa) Yeni Türk Lûgati - 1930 || Mustafa Nihat Özön Türkçe-Yabancı Kelimeler Sözlüğü – (1961)] etimoloji sözlüğünden yararlanılarak hazırlanmıştır.

[2] BORA,T.(1999), “Türk Sağının Üç Hali “,Birikim S.53-70.

[3] Adalet ve Kalkınma Partisi TEŞKİLAT BAŞKANLIĞI EĞİTİM NOTLARI

[4] TÜRKİYE'DE MUHAFAZAKARLIK AİLE, DİN, BATI Mart 2006 İlk Sonuçlar Üzerine Genel Değerlendirme Proje Yöneticisi: Doç. Dr. Hakan Yılmaz Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Proje Desteği: Açık Toplum Enstitüsü ve Boğaziçi Üniversitesi Kamuoyu Araştırması: Infakto Research Workshop Danışmanlar: Dr. Emre Erdoğan, Güçlü Atılgan Araştırma Asistanları: Bahar Başer, Ömer Ak Kamuoyu Araştırması Tarihi: Ocak 2006

[5] AKDOĞAN, Y.(2003),”Muhafazakâr Demokrasi”,Ankara

[6] Bu bölümün oluşturulması için aşağıdaki linklerden yararlanılmıştır.

(http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2004/Ocak/13/aemre.html) http://www.radikal.com.tr/arama.php?tarih=06%2F05%2F2007&arama_sonucu=1&aranacak=ariv.

[7] AKDOĞAN, Y, (2003),a.g.e

[8] AKDOĞAN, Y.(2004),”Ak Parti ve Muhafazakâr Demokrasi”,Alfa S.20–21

[9] ÖZTÜRK, M .(2004), Sayı 476, Aksiyon dergisi

[10] DUBIEL, H.(1998),”Yeni Muhafazakârlık Nedir?”,İletişim S.111–112

[11] AKDOĞAN, Y.(2004),a.g.e.,s.13.

[12] Turkology Update Leiden Project Working Papers Archive, Department of Turkish Studies, Universiteit Leiden Erik Jan Zürcher (Universiteit Leiden) [Kasım 2002]

http://www.let.leidenuniv.nl/tcimo/tulp/Research/ejz17_tr.pdf

 

 

 

    © Sercan ANGI