MAKALELER >

TÜRKİYE'NİN KIRSAL KALKINMA SORUNSALINA ARAZİ TOPLULAŞTIRMA ÖLÇEĞİNDE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ- SUAT COŞKUN

ANA SAYFA
HAKKIMIZDA
MAKALELER
ATATÜRK
DUYURULAR
ETKİNLİKLER
BAĞLANTILAR
İLETİŞİM
 
 

TÜRKİYE'NİN KIRSAL KALKINMA SORUNSALINA ARAZİ TOPLULAŞTIRMA ÖLÇEĞİNDE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 

Suat COŞKUN*

 

 

Özet

Ülkemiz kırsal koşullarının var olan olumsuz yanlarının ortaya konarak iktisadi bir altlık çerçevesinde çözüm önerilerinin arandığı bu makalede, coğrafi çeşitliliğin tabi olarak meydana getirdiği farklılıkların, çözüme giden yolda özgün çözüm önerileri gerektireceği gerçeğine atıfta bulunularak,yine aynı mantık silsilesi içerisinde mevcut sorunlara yaklaşım biçimleri hususunda temel bir düşünsel altlık oluşturulmaya çalışılmıştır.Yine bu makalede kırsal alanlarda mevcut olan; Tarla içi ve genel ulaşım ağı,İçme suyu ve sulama ağı,Arazi parçalılığı gibi benzeri sorunlara çözüm önerileri üretilerek mevcut kırsal problemlere sürdürülebilir ve kalıcı çareler aranmıştır.

Giriş

“Coğrafi koşullar ,tüm bireyleri kaçınılmaz şekilde etkileyerek ,organizmayı,türün yapısının el verdiği ölçüde belli bir yönde değişmeye zorlar. Tundralar,ormanlar, çöller ,bozkırlar,dağlar ,su kaynakları,ada hayatı vs..,”(1) tüm bu unsurlar bahsedilen başkalaşımın doğrultusunu tayin ederek ,organizmayla birlikte ,tabi olarak yön verdiği tarihsel sürecin de sınırlarını belirler.“Hannibal, Trasimene Gölü yanında yapılan savaştaki zaferi,Roma askerlerinin ilerledikleri 90 derecelik göl kıyısını ve yola yakın birkaç derin vadiyi kullanarak kazanmıştı.Bu mevki ona Roma askerlerine üç yönden darbe indirme şansını vermişti. Cynoscephalae açıklarında Makedonya safları engebeli araziye dağılmış;Romalılarsa ağır silahlarla donanmış ve safları bozulmuş olan düşmanlarını kolayca tepelemişlerdi.”(2) Peki ya Akad ve Sümer toprakları üzerine kurulmuş o muhteşem Mezopotamya kenti Babil'in hikayesine ne demeli?

“Babil ekonomisi Mezopotamya'nın sulama sistemine dayalıydı ve fazla su Dicle vasıtasıyla denize dökülüyordu.

M.Ö.582'de Nebukadnessar , kraliçe Nikokerti (Kitocris) ile evlenmek suretiyle Mısır'la barış aktetti.Böylece tahtını Nabodinas'a terk eden kraliçe iyi eğitimli Mısırlı mevkebi arasında Babil'e geldi.Nikokerti,muhtemelen yakın danışmanlarının fikrini almadan,kocasına yeni bir kanal açtırması ve sulu tarım arazilerinin yüzölçümünün genişletmesi tavsiyesinde bulundu.Khalde hükümdarı Mısırlı kraliçenin fikrini uygun buldu ve böylece 560'larda Pallukat kanalı kazılmış oldu .Babil'in yukarısından başlayan kanal ,nehrin normal olarak sulandığı vadilerin dışında kalan bir araziyi suluyordu.Ya sonra?

Fırat Nehri daha yavaş akmaya,sulama kanalları da alüvyonlarla dolmaya başladı:Tabi bu da sulama kanallarının bakımını daha öncesine nispetle çok külfetli hale getirdi.Kuru bölgelerden geçerek gelen Pallukat suyu toprağın tuzlanmasına yol açmıştı.Çölleşen Babil ise M.Ö.129'da Partlara'a ganimet oldu.

Acaba büyük bir şehri ve güllük gülüstanlık bir ülkeyi harabe haline getiren gerçekten kaprisli bir kraliçemiydi? Göründüğü kadarıyla onun bu işte önemli bir rolü olmamıştır.Eğer Babil hükümdarı yerli halktan biri olmuş olsaydı ,bu yanlış projenin nasıl tahripkar sonuçlar doğuracağını ya kendisi düşünür yada hemşerilerinin - ki aralarında akıllı olanlar da vardı –fikrini alırdı.Ama hükümdar Khaldeli'nin, ordusu Arap,danışmanları yahudiydi ve hiç biri fetih yoluyla ele geçirilen ve kana bulanan bu ülkenin coğrafi problemleri üzerine kafa yormamıştı.Mısırlı mühendisler mekanik olarak kendi ülkelerinde uyguladıkları tarım politikasını Nil'den Fırat'a taşımışlardı:Çünkü Nil Nehri taşkınlar sırasında bol miktarda verimli lığ taşır,Libya çöllerinin kumu ise miktarı ne olursa olsun bütün suyu emerdi.Dolayısıyla Mısır'da toprağın tuzlanma tehlikesi yoktu.”(3)

Buradan da anlaşılmaktadır ki değişen coğrafi koşullar neticesinde benzer sahalar için tespit edilen sorunlar kendi aralarında her ne derece paralellik gösteriyor olsalar da ortaya konacak çözüm önerileri asla bildik kalıplar içerisinde değerlendirilip neticelendirilemez . Dolayısıyla bizlerde bu yazımızda ele aldığımız arazi toplulaştırmasına dayalı kırsal gelişim sürecini ortaya koyarken yöntem olarak benimsediğimiz “yöresel sorunlara öznel sürdürülebilir çözümler” ilkesinden hareketle , genel bir bakış açısı çerçevesinde belirli başlıklar altında değişkenlik gösterebilen unsurları tespit ederek, var olan sorunlara çözüm önerileri üretmeye çalışacağız.

1.Kavramlar ve Ölçütler

Bu bölümün oluşturulmasındaki temel maksat ele alınacak konun değerlendirilmesinde kullanılacak kavram ve kıstasların belirlenerek ,mevzunun sınırlarının tayini meselesinde oluşabilecek anlayış başkalaşmalarının önlenmesidir.Dolayısıyla konun sağlam temeller üzerine oturtulup sağlıklı bir şekilde ele alınabilmesi için mevzuyu derinleştirmeye ortak referans noktalarının belirlenmesiyle başlanılmasında yarar olacağı kanaatindeyiz.

1.1 Ülkemizde İyelik (Mülkiyet) Anlayışı : “İyelik, iye ile nesne arasındaki ilişkidir.Dilimizdeki iyelik (mülkiyet) kelimesi Arapça “mulk” sözcüğünden türemiştir.Mulk hüküm ile bir nesnenin zapt ve tasarrufu olarak tanımlanmakta ,azim,azamet saltanat anlamlarına gelmektedir.Melik mülke sahip olan yani hükümdar anlamındadır. (4) 20.10.1982 gün ve 2709 sayılı Anayasamızın 35.maddesinde iyelik “Herkes iyelik ve miras hakkına sahiptir.Bu haklar,ancak kamu yararı amacı ile ve kanunla sınırlanabilir.İyelik hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz”.Şeklinde hükme bağlanmıştır.İyeliğin bir hak olduğu,buna ancak kamu yararı amacı ile sınırlama getirilebileceği ve toplum yararına aykırı kullanılmayacağı hükme bağlanmıştır.”

“Günümüzde iyelik kavramının özünde,sadece yetkileri öngören,buna karşılık ödevleri yadsıyan klasik iyelik anlayışı ile özel iyeliğe yaşam hakkı tanımayan Marksizm bir kenara itilerek,özde iyelik hakkının varlığını tanıyan; ama biçimde bu hakkın kullanılmasını

sınırlandıran ve bunun toplum yararına aykırı olamayacağının benimseyen bir karma iyelik anlayışı geliştirilmiştir.”(5)

1.2 Kır ve Kent Ayrımı : “Günümüzde kır ve kent tanımını tek bir ölçüte göre yapmak hemen hemen olanaksız olduğu için en akılcı yol olarak o bölgede yaşayan nüfus yoğunluk ölçütü,politik organizasyon ölçütü ve ekonomik işlev ölçütlerinin kombinasyonu kullanılmakta ve her ülke kendine göre bu ölçütleri belirlemektedir.”

Kent-Kır ayrımında nüfus ve işlev ölçütü yanında toplumbilimsel ölçütlerde kullanılmaktadır.Toplumbilimlerince yapılan kent tanımlarında ortak özellikler,beli bir nüfus çokluğu,yoğunluk,iş bölümü,uzmanlaşma ve türdeş olmama gibi özellikler olup,kır tanımlarında ise bunun karşıtı olan ortak özelliklerden iş bölümünün gelişmediği ekonomisi tarıma dayanan,geniş aile tipinin,yüz yüze komşuluk ilişkilerinin var olduğunu bu bakımdan şehir topluluklarından ayrılan toplulukların yaşadığı yerleşimler ifade edilmektedir.”(6)

1.3 Kırsal Alan: “ Kırsal alanlar denince; nüfus yoğunluğunun düşük olduğu,ekonomik hayatın daha çok tarım üzerine kurulu olduğu,doğal koşulların ve geleneksel değerlin hayatın şekillendirilmesin de etkin olduğu ve eğitim,sağlık,haberleşme gibi sosyal imkanların yeterince gelişmemiş olduğu ,şehirli nüfus ile güçlü sosyal bağları olan ve bu kesim için dinlenme hizmeti sunan,toplumun her kesimi için değerli olan doğal zenginliklere de kaynaklık eden alanlar anlaşılmaktadır.” (7)

1.4 Kırsal Kalkınma: “Kırsal yerleşimlerde yaşayanların, insanca yaşam koşullarına erişim olanaklarının artması, kalkınma temelinde değişim taleplerinin desteklenmesi, bireylerin kendi öz güçlerini keşfetmesi ve ona dayanması, gelir dağılımında adaletin sağlanması, gelirlerinin artması, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşım oranının yükselmesi, doğal kaynakların korunarak kullanılması ve zenginliklerin kırsaldaki bireyin hayatına yansıması süreci olarak tanımlanmıştır.”

1.5 Sürdürülebilir Kalkınma: “Bu günün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma biçimi.”(8) 

1.6 Arazi Toplulaştırması: “Ülkemizde arazi toplulaştırması olarak adlandırılan, çok yönlülüğü nedeniyle Avrupa ülkelerinde artık arazi toplulaştırması (Flubereinigung Land Consolidation) yerine kırsal gelişim (Landentwicklung) olarak nitelendirilen kırsal toprak düzenlemesi yeryüzeyi ölçümünü kapsayan, çevreyi biçimlendiren, iyelik koşullarını yeniden düzenleyen sonuçları haritalarla sergileyen bir dizi önlemler bütünü ve aynı zamanda bir kadastro yenileme amacıdır.”(9)

2.Ülkemiz Coğrafyasına ve Etkilediği Yaşam Biçimlerine Genel Bir Bakış

Topografya'nın kaçınılmaz etkisi hiç şüphe yok ki Anadolu olarak adlandırdığımız bu kadim topraklarda da basit ve sürekli bir döngü olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak bu devingen süreç tarihin pek çok evresinde başka yerlerde olmadığı gibi tezahür ederek bu kadim toprakların önemini daha da kuvvetlendirmiştir. Var olan topografyanın avantajlarını kullanarak yaşam ortamlarına uyum sağlamayı başaran topluluklar daha ileri medeniyetlere dönüşerek gelişmişler,ancak bu hareketli coğrafyayla bütünleşemeyen aksine bu faal süreci duraganlaştırmaya çalışan insan toplulukları ise tarihin tozlu sayfalarındaki yerlerini almışlardır.

“Yaptıkları yasalar ve ortaya koydukları üretim biçimleriyle Hititler, Doğu Anadolu'da kurulan Urartu Devleti(M.Ö.860-580), Batı Anadolu da bu bölgenin ortamına uyum sağlayarak toprağa bağlı tarımla uğraşan bir ulus haline gelen Frigler (M.Ö.750-300),yine Ege bölgesinin o zamana kadar gereği gibi değerlendirilmemiş Ege vadi ovalarını tarıma açarak bu bölgede yoğun beşeri ve ekonomik faaliyetleri gerçekleştiren, bu yolla dünyanın en varlıklı devletlerinden biri haline gelen Lidyalılar (M.Ö.700-300). “ (10) Ve son olarak tımar sistemine dayalı mülkiyet yapısıyla bulunduğu coğrafyayı yeniden ele alarak değerlendiren Osmanlı İmparatorluğu, hiç şüphe yok ki uzun yüz yıllar boyunca gıpta ile bakılan, yeryüzünün pek çok coğrafyasını etkisi altına almayı başarmış kültürler ve medeniyetler yaratmayı becermişlerdir. Şimdi de gelin isterseniz üzerinde ısrarla durduğumuz ülkemiz coğrafyasının, topografik yapısına kısaca bir göz atalım;

“Türkiye yer şekilleri konusunda oldukça uç noktaları bünyesinde barındırmaktadır. Deniz seviyesinden 4000 m'nin üzerine kadar çeşitli yükseltilere sahip alanların yer aldığı yurdumuzda ortalama yükselti de oldukça fazladır.Orojenik ve epirojenik hareketler ile akarsu aşındırmalarının etkisiyle şekillenen bu topografya içinde,çoğu kez ova,yamaç,plato ve dağ üniteleri birbirine yakın ve takip eder nitelikte sıralanmaktadır.Yine yükseltinin fazlalığının bir sonucu olarak topografik üniteler yurdumuzda yer yer akarsular etrafında derine doğru oldukça fazla aşındırılmış,eğim değerlerinin fazla olmasına zemin hazırlamış,bu durum ise Türkiye'de çoğunlukla engebeli bir topografik karakterin hakim olmasına neden olmuştur.Türkiye yüzölçümünün yarısından fazlasının (%55.9) yükseltisi 1000 m'nin üzerinde bulunmaktadır.Yine arazilerin %80'i çok eğimli ve dik eğimli mekanlardan oluşmaktadır. “ (11) “1997 Köy Envanteri çalışmasına göre köylerin yüzde 49'u yamaçta, yüzde 19'u dağda, yüzde 11'i ise vadi içinde bulunmaktadır.” (12)

“Türkiye çok çeşitlilik gösteren jeolojik yapı,iklim,bitkisel örtü ve topografik koşulları sebebi ile dünya yüzünde yaygın bulunan büyük toprak gruplarının çoğunu kapsamaktadır:bu çeşitli iklim koşulları ile birlikte ülkede,bir çoğu kalite ürünü olan ürünlerin yetiştirilmesine olanak sağlamaktadır.Ülke topraklarımızın yaklaşık %35'i tarım arazisi,%28'i çayır mera arazisi %30'u orman ve fundalık %7'si değişik şekillerde araziler olarak kullanılmaktadır.”(13) “Ayrıca Dünyada üretilen 138 meyve türünün 80 kadarı ülkemizde yetişmektedir.”(14)

3.Arazi Toplulaştırmasına Dayalı Sürdürülebilir Kırsal Kalkınma Süreci

3.1 Küresel Tablo Ve Yerelleşme

Her yıl 60 milyon insanın kırsal alanlardan kentlere göç ettiğini göz önünde bulundurduğunuz da (ki bu rakam bu gün pek çok ülkenin nüfusundan kat be kat daha fazla) şüphesiz kırsalın yalnızlaştırıldığını, terk edildiğini yahut önemini yitirdiğini düşünebilirsiniz. Pekala bu varsayımınızı belirli noktalarda sağlam temellere üzerine oturttuğunuzu zannedebilir ve hiç şüphesiz bu doğrultuda savunabilirsiniz.Ancak bu tasarımın gerçekçilik derecesi mevzusunda sandığınız kadar haklı olamaya birlisiniz.Neden mi? Şunun için;

“Altı milyarlık dünya nüfusunun %20'lik kısmı açlık sınırında yaşamakta, 800 milyon insan kronik beslenme bozukluğu göstermekte ve bu insanların çoğu gelişmekte olan ülkelerin kırsal alanlarında yaşamaktadırlar.” (15) “Dünyamızın 1/3 'ünü oluşturan yaklaşık 136 milyon km kare olan karasal alanlar toplamından, araştırmacıların 68 milyon km kare olarak belirledikleri yaşanabilir alanların, ancak %25-30 kadarı beşeri amaçlara uygun şekilde yerleşmelere yani konut, tarım,maden,yeşil alanlar vb. yaratılmasına elverişlidir.Diğer kısımlar ise tropikal ormanlar,çöller,dağlar,donmuş alanlar,kutup alanları vb. gibi beşeri yerleşmelerin olamayacağı alanlardır. 15 milyon ekilebilir alanın sadece %60'ı yoğun işlenebilir çiftçilik için kullanılabilir durumdadır. Ancak her yıl bu alanın 5-12 milyon hektarı erozyon, tuzlanma ve fazla kullanım yüzünden kaybolmaktadır”. (16) Kaldı ki en iyi tahminlerle 2030 yılında dünya nüfusunu 9-10 Milyar sınırına dayanacağı ve buna ilişkin 2050 yılında da toplam dünya nüfusunun yaklaşık %60'nın kırsal alanlarda yaşayacağı göz önünde bulundurulduğunda öyle sanıyorum yukarıdaki varsayımı büyük ölçüde yanlışlamış olacağız. Ancak hepimizi karamsarlığa iten bu kötü küresel tabloyu pekala tersine çevirmek mümkün. Nasıl mı? Elbette “ yerelleşerek ”. İşte bizde geldiğimiz bu noktayı yazımızın izlediği süreç dahilinde milat kabul ederek yazımızın bundan sonraki safhasında ortaya koyduğumuz bu savın benzer problemler yaşayan ülkemiz normlarına indirgenmesini sağlayıp kırsal alanda mevcut olan sorunları ekonomik bir altlık çerçevesinde değerlendirerek yine aynı mantık silsilesinde var olan problemlere gerçekçi çözüm önerileri üretmeye çalışacağız.

3.2 Türkiye de Kırsal Yerleşim ve Gelişim

3.2.1 Ülkemizde Kırsal Açınım Süreci

“Türkiye'de kırsal yerleşimlerin kalkındırılması ve kırsal nüfusun yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar, Cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar gitmektedir. Cumhuriyetin kuruluşu ile başlayan modernleşme ve çağdaşlaşma hareketleri tarımda ve kırsal kesimde kalkınma çabalarında da etkisini göstermiştir. Nüfusun çok önemli bir bölümünün köylerde yaşadığı ve ekonominin ağırlıklı olarak tarıma dayandığı bu ortamda, tarımsal ve kırsal kalkınmanın ulusal kalkınmadaki rolü kalkınma ve çağdaşlaşma çabalarında tarıma ve kırsal nüfusa özel b ir önem verilmesini zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda, 1924 yılında yürürlüğe giren 442 sayılı Köy Kanunu ile köylere hukuki bir kişilik tanınarak köylerin idari yapısı ve köylerde görülecek hizmetler belirlenmiştir.”(17)

“Diğer yandan mübadele sonrası, mevcut köyler büyük ölçüde harap ve oturulamayacak durumda olduklarından,gelen nüfus kitlelerinin yerleşmesi için yeni köylerin inşası benimsenerek,batı Anadolu'da özellikle Eskişehir-Ankara hattı üzerinde “ numune köyler ” kurulmasına karar verilmiş bu amaçla Mübadele İmar ve İskan Vekaleti kurulmuştur.Bu amaca yönelik olarak ilk etapta 27 köyün inşası mecliste kabul edilmiş,daha sonra bunlara yenilerinin eklenmesiyle sayı 69'a çıkmıştır.”(18)

“Yine bu dönemde ideal cumhuriyet köyü modelinin bir ütopya olmadığını, köy kanunun uygulanması halinde köyde hangi olumlu gelişmelerin olacağını halka göstermek amacıyla “ örnek köyler ” yapılması düşünülmüş, bu amaçla,devlet tarafında başlatılan örnek köy hamlesi dönemim İzmir valisi Kazım Dirik tarafından İzmir köylerinde uygulanmıştır.Çok çeşitli ihtiyaçlara tesislerin yer aldığı ve köy kanuna göre kurulacak köylerde bulunması gereken pek çok tesisle adeta bir şehir yerleşmesinden söz edildiği düşüncesi uyandıran cumhuriyet köyü projesini hayata geçirmek için, Kazım Dirik Trakya umum Müfettişliği görevine getirildikten sonra da büyük önem vermiş ve buradaki görevi sırasında 90 köyü örnek olarak belirleyerek,vekaletin verdiği planlara göre köy evleri yeniden inşa edilmiştir.” (19)

“Köyün Mekansal dönüşümünü sağlamaya yönelik olarak başlatılan örnek köy hamlesinin asıl amaçlarından biri kuşkusuz köylüye köy kanunu uyguladıkları takdirde ulaşacakları olumlu sonuçları göstermek olmuştur. Dolayısıyla örnek köy çabası köy kanunun uygulanabilirliği çerçevesinde başarı sağlamıştır. Bu amaçla yapılan çalışmalar sonucunda, köy kanunun uygulandığı köylerde pek çok su tesisi, çeşme ,konak,köy odası,Pazar yeri dükkan ,meydan yeri ve harman yapılmış,birçok bataklık kurutulmuş,köy tarım ve sağlık hizmetleri götürülebilmiştir.”(20)

“Ancak Ülkemiz de gerçek manada ilk kırsal alan düzenlemeleri 196O'lı yıllarda arazi toplulaştırması ile gıda maddelerinin daha ucuza mal edebilmek için tarımsal bünyeyi iyileştirip üretim şartlarını düzeltmek amacıyla başlamıştır.”(21) Bu amaç doğrultusunda 1963-1965 yıllarında köye götürülen hizmetlerde eşgüdümü sağlamak ve gelişimi istenilen noktaya vardıra bilmek maksatlı Örnek Köyler projesi geliştirilmiş ancak istenilen düzeyde başarı sağlanamamıştır. Ardından 1965-1970 yılları arasında bir kez daha kırsal bazda kalkınma maksatlı Merkez köyler uygulaması hayata geçirilmiş ancak katılımın kısıtlı bir düzeyde kalması, uygulamaların ülke ve yöre şartlarına uymaması ve yerel ihtiyaçlara cevap vermemesi gibi nedenlerden dolayı bu metot da başarı sağlayamamıştır.Son olarak ise 1977 yılı hükümet programında “ köy-kent ” modelinin merkez köy çalışmalarını ikame etmesi düşünülmüş, ancak bu projede 1979 yılında benzer aksaklıklardan dolayı sonuçlandırılamamıştır.

3.2.2 Mevcut Durum

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2007 Nüfus Sayım Sonuçlarına göre; 31 Aralık 2007 tarihi itibariyle Türkiye nüfusu 70,586,256 kişidir. Ayrıca ülkemizde ikamet eden nüfusun % 70.5'i şehirlerde yaşamaktadır. Şehir nüfusu (il ve ilçe merkezlerinde ikamet eden nüfus) 49,747,859, köy nüfusu (bucak ve köylerde ikamet eden nüfus) ise 20,838,397 kişidir. Nüfus sayımı neticesinde elde edilen verilerden de açıkça anlaşıldığı gibi Türkiye nüfusunun halen % 30'u kırsal alanda yaşamaktadır. Ayrıca “ Türkiye de toplam kırsal yerleşme ünitesi sayısı 80 bin (80970) gibi çok büyük bir sayısal miktara ulaşmaktadır.”(22)

“ Türkiye'de kır yerleşmelerinin sayıca fazlalığı ve görünüş nitelikleri yanında sahip oldukları nüfus miktarı bakımından da “ küçük nüfuslu köyler “karakteri taşımaktadır. Ülkemizde yer alan 36 binin üzerindeki köylerin %30'u 1-205, %30'u 251-500,%25'ise 501-1000 nüfusa sahip yerleşmelerden oluşmaktadır.Buna göre Türkiye'de toplam köy sayısının %85'i 1-1000 nüfuslu köylerde (yaklaşık 31 bin köy) yaşamaktadır.Verilen bu bilgilere göre Türkiye'de köylerin nüfus büyüklükleri 650 kişi civarındadır.”(23)

Tablo 1: Nüfus Sayımlarına Göre Köy ve Şehir Nüfusları

Sayım Yılları

Köy Nüfusu

(milyon kişi)

Köy Nüfusunun Payı (%)

Şehir Nüfusu

(milyon kişi)

Şehir Nüfusunun Payı (%)

Toplam

1927

10,3

75,8

3,3

24,2

13,6

1935

12,4

76,5

3,8

23,5

16,2

1940

13,5

75,6

4,3

24,4

17,8

1945

14,1

75,1

4,7

24,9

18,8

1950

15,7

75,0

5,2

25,0

20,9

1955

17,1

71,2

6,9

28,8

24,0

1960

18,9

68,1

8,9

31,9

27,8

1965

20,6

65,6

10,8

34,4

31,4

1970

21,9

61,6

13,7

38,4

35,6

1975

23,5

58,2

16,9

41,8

40,4

1980

25,1

56,1

19,6

43,9

44,7

1985

23,8

47,0

26,9

53,0

50,7

1990

23,2

41,0

33,3

59,0

56,5

2000

23,8

35,1

44,0

64,9

67,8

Tablo 1 ( Kalkınma Stratejisi, [Ankara]: Devlet Planlama Teşkilatı,[200.?],)

 

“1927'de her 4 kişiden yalnızca biri kentlerde yaşarken, 2000 yılında Türkiye'nin kentsel nüfusunun toplam nüfusa oranı % 65'ler düzeylerine ulaşmıştır. Başka bir deyişle Cumhuriyet'in başında % 75 düzeyinde olan kırsal nüfus 1950'lere kadar sabit kaldıktan sonra, kentlere doğru hareketlenmeye başlamış, özellikle 1980 sonrası bu hareketlilik kır nüfusunun mutlak azalma eğilimine girmesiyle bir göç dalgasına dönüşmüştür. Türkiye'de ilk kez 1980-1985 döneminde kırsal nüfus mutlak olarak azalmaya başlamıştır.”(24)

3.3 Var Olan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

“Kırsal alan sadece tarımsal üretimin yapıldığı, göz alabildiğine ekim alanlarının uzandığı hayvanların otladığı ve tarım yapanların yani çiftçi ve köylülerin yaşadığı yer midir?Sanayileşme,nüfus artışı,ulaşım ve iletişim araçlarının güçlenmesi ve çevre kirliliği gibi değişimler,gelişmiş toplumlarda kırsal alana bir üretim ve yaşam alanı olarak yeni görünümler ve işlevler kazandırmıştır.” (25) Dolayısıyla bizlerde yazımızın bu bölümünde ortaya konan gerçeklikten yola çıkarak daha önce genel hatlarıyla tanımlama imkanı bulduğumuz kırsala gelişim sürecini; Hintli Prof. Amartya Sen'in ortaya koyduğu ve 1998 yılında Nobel Ekonomi ödülünü aldığı kalkınma sürecinde “ insanların sadece gelirlerinin değil ” “seçeneklerinin de artırılması” yaklaşımı ile daha da derinleştirip yine aynı mantık çerçevesinde var olan sorunlara makul çözümler üretmeye çalışacağız.

 

3.3.1 Tarla İçi Ve Genel Ulaşım Ağının Geliştirilmesi

 

“Yol altyapısı, kırsal nüfusun hem ekonomik hem de sosyal ihtiyaçlarını karşılamak bakımından hayati önem taşımaktadır. Nitelikleri değişiklik göstermekle birlikte, yolların dört mevsim kesintisiz ulaşıma açık tutulmasında kapasite ve finansman sorunları yaşansa da Türkiye'deki kırsal yerleşim yerlerinin yol altyapısı tamamlanmıştır.2005 itibarıyla 32.416 köy ve 43.586 köy bağlısı olmak üzere toplam 76.002 adet üniteye ait 285 bin km'lik köy yolunun yüzde 32,6'sı asfalt, yüzde 47,6'sı stabilize, yüzde 16,3ü tesviye, yüzde 2,9'u mutasavver ve yüzde 0,7'si beton yoldur.” (26) Ancak “t arımsal mekanlarda var olan yol ağı tarım ve ormancılıkta kullanılan makine ve araçların koşullarına uygun değilse yeni yollar gereklidir. Bunun yanısıra ağır yüklerin,hayvansal ürünlerin nakledilmesi,insan taşımacılığı, çiftlik sahiplerinin yol ağına ulaşması için de yeni yolların yapımına gerek duyulabilir. Tarımsal alanlardaki yollar asfalt(en asgari seviyede) ve aliymanlı olarak düşünülmeli,çakıl ya da yakın çevreden elde edilen malzemelerden basit ve ucuza mal edilmelidir. Orman ve tarlalardaki yollar korunmaya değer bitki ve hayvan dünyası ile ilginç biotop oluşturup, yeşil olarak, sıkıştırılmadan bırakılmalıdır.” (27)

“Ayrıca gelecekte olası değişikliklere karşı ulaşım amaçlı ayrılmış toprağın geri dönüşümünü olanaklı kılacak bir yol türü seçilmelidir.Bunun içinde olabildiğince asfalt ve beton kaplama yollardan kaçınılmakta yerine sıkıştırılmış toprak yol ,çimli parke yol ya da sadece tekerlek izleri beton asfalt ya da parke ile kaplanmış yollar ön görülmektedir.” (28)

Ülkemiz ulaşım ağının büyük ölçüde kara yolları ile ikame ediliyor olması hiç şüphesiz kırsal alanın ana yol geçkileri ile bağlantısını güçleştirmekte ve iç kesimlerde üretimi yapılan ürünlerin ülkenin geneline yayılması konusunda maliyeti yükseltmektedir. “ Türkiye'de çeşitli vasıtalarla taşınan toplam yurtiçi yüklerin % 84.5'i karayoluyla, % 6.8'i demiryoluyla, % 2.2'si boru hattıyla ve % 6.5'i denizyoluyla taşınmaktadır. Avrupa şartlarında 100 tonluk yükün 1 km için farklı sistemlerle taşıma bedelleri şöyledir; Karayolu (kamyon) 2.81$, Demiryolu 0.65$, Nehir yolu (iç suyolu) 0.20$'dır.” (29) Yukarıdaki örnekten de açıkça anlaşılacağı gibi coğrafi şartların el verdiği ölçüde geliştirilecek; demir yolları, deniz ve yer yer göl-nehir ulaşımı hiç şüphesiz maliyeti düşürerek kırsal alanın canlanmasına ve ekonomik açıdan gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır. 

3.3.2 İçme Suyu Ve Sulama Ağının İyileştirilmesi

3.3.2.1 İçme Suyunda Yaşanan Sıkıntılar

“Ülkemizde köy merkezlerinin %89'u yeterli içme suyuna sahip iken,%11'inde ise içme suyu yetersiz miktardadır. Bu durum köy altı kır yerleşmeleri söz konusu olduğunda daha da olumsuz bir görünüm kazanmaktadır.Türkiye'de mevcut köy bağlısı yerleşmelerinin %74'u yeterli içme suyuna sahip iken, %26' sı bu imkandan yoksun durumda bulunmaktadır.Dolayısıyla Türkiye'de halen köy merkezi veya bağlısı 14.427 yerleşim biriminin içme suyundan mahrum olması önemli bir sorun teşkil etmektedir. (30)

“2005 sonu itibarıyla, 33.319 köy ve 41.094 köy bağlısı olmak üzere 74.413 üniteye ait içme suyu envanterine bakıldığında; ünitelerin yüzde 80,6'sı sulu,yüzde 12,6'sı yetersiz ve yüzde 6,8'i susuz ünitedir. Yetersiz ve susuz olan üniteler ağırlıklı olarak köy bağlısı yerleşimlerdir. Nitekim susuz köy sayısı 462 iken, köy bağlısı sayısı 4.571'dir.” (31)

Özellikle son yıllarda yaşanan şiddetli kuraklık ve yağışlardaki düzensizlik hiç şüphe yok ki kentlerde olduğu gibi kırsal alanlarda da olumsuz yönde tezahür etmektedir.Dolayısıyla bu noktada ele alınması gereken ilk tedbir var olan kıt kaynakların kullanımı konusunda tüketicilerin bilinçlendirilmesi olacaktır.Diğer bir önemli husus ise; kırsal alanın su kaynakları bakımından kentlere nazaran avantajlı bulunan konumu, yapay göller ,göletler, ulusal çapta planlan yeni baraj göllerin yapımı ve özellikle debisi fazla olan yerel akarsuların ıslahı ile geliştirilerek hayata geçirilmiş benzeri bölgesel projelerle desteklenmelidir. Takdir edersiniz ki birincil ihtiyaçların karşılanamadığı bir ortamda ileriye dönük projeler tasavvur etmek hiçte gerçekçi bir yaklaşım olmaz.

3.3.2.2 Sulama Ağı

“Tarım topraklarının kullanımında sınır değerlerini çoktan aşmış ülkemizde tarımsal verimin arttırılmasında etkili dönüşümler ancak sulu tarım alanlarının geliştirilmesiyle sağlanabileceği görüşü egemendir”. (32) Kaldı ki “e konomik olarak sulanabilir alanların yaklaşık yüzde 40'ının sulamaya açılmamış olması, tarımsal verimliliğin artırılmasında önemli bir potansiyelin varlığını işaret etmektedir” (33)

“Ülkemizin yerüstü ve yer altı su kaynakları potansiyeli ve tarım topraklarının özellikleri bakımından 1205 milyon hektarlık bir alanın sulanabileceği,ancak havzaların su olanaklarına göre ,ilk aşamada teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek alanın 8.5 milyon hektar olduğu kabul edilmektedir.Buna karşılı 1990 yılı durumuna göre kamu sulama şebekeleriyle 2.8 milyon hektar,halk sulamalarıyla 1 milyon hektar olmak üzere toplam 3.8 milyon hektarlık bir alan sulanmaktadır.Buna göre sulanabilir tarım topraklarının ancak %30'u bugünkü koşullarda ekonomik olarak sulanabilecek tarım alanlarının ise %45 i sulanabilmektedir.Bir başak deyişle tarım topraklarımızın %70'inde nem yetersizliği nedeniyle gerektiği gibi yaralanılmaktadır.”

8.5 milyon hektar ekonomik sulanabilir alanın yaklaşık %53 sulamaya açılmış olmasına karşın sulamaya açılan bu alanların sadece %12 sinde tüm parseller yol ve sulamadan faydalanabilirken,geri kalan %88'inde sulama kanalları için oldukça büyük miktarlarda kamulaştırma bedeli ödenerek sağlanmıştır.GAP ile 1.8 milyon hektar alan sulamaya açılacaktır.Tarım parsellerinin uygun konum ve biçimlerle yol ve sulama ağına bağlanmasını da sağlayan arazi toplulaştırması çalışmalarının ülkemiz koşullarında ayarı bir önemi vardır”.(34)

“Ancak sulama doğru teknoloji kullanılmadığı durumlarda ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin uygulanmadığı arazilerde drenaj, tuzluluk, alkalik gibi problemleri de beraberinde getirmektedir. Günümüzde sulamada genel eğilim, suyun asgari kayıplar ile modern sulama tekniklerinin uygulandığı, drenaj, alkalilik ve tuzluluk problemi oluşturmayan boyutta teknolojilerini kullanmaktır.” (35)

“Türkiye'de, kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer alması nedeniyle, tuzlu ve sodyumlu topraklar olarak tanımladığımız çorak topraklara rastlamak mümkündür. Bununla beraber yeterli drenajı bulunmayan ıslak arazilerin oranı arazi potansiyelimiz içinde önem arz etmektedir. Türkiye'de sodyumlu ve tuzlu toprakların alanı 1.528.722 hektar ile yüz ölçümümüzün %2 'sini, drenajı yetersiz alanlar ise, 2.775.115 hektar ile yüz ölçümümüzün %3,7'sini kaplamaktadır. Drenaj sorunu teşkil eden bu alanların sulanabilir arazi potansiyelimizin %32.5 gibi yüksek bir oranını ve ekilen alanlarımızın ise % 16 ' sını meydana getirmektedir. (36)

“Akarsuların çoğu nemli alanları kurutmak, su baskınında tarımsal topraklar ve şehirleri korumak amacıyla düzeltilmekte, betonlaştırılmakta ya da kabalaştırmaktadır.Su birikintileri ve küçük göller de doldurularak,kurutularak, kirletilerek bu alanlarda yaşayan bitki ve hayvan çeşitleri hoyratça ortadan kaldırılmakta, doğa büyük oranda yıkıma uğramaktadır Ayrıca bir çok çiftçi, tarlalarının her m 2 'sini aletler kullanarak kıyı alanlarını zarara sokmakta, kullanılan gübre ve ilaçlar sulara sızarak kirlenmesine ve sularda yaşayan hayvanlara zarar verilmesine neden olmaktadır.

Şimdiye kadar elde edilen, yukarıda sayılan,sonuç ve deneyimler ışığında kırsal alan düzenlemesi ile ilgili su yapılarında aşağıdaki' hedefler saptanabilir:

* Doğa ve peyzaja karşı önemli bir işlem olan su yapıları, su bakımından korunma önlemleri gibi gerekli durumlarla sınırlandırılmalıdır.

* Yapılması kaçınılmaz olan su yapılarında akış yönüne uyulmalı, var olan bünye aynı kalmalıdır.

* Teknik bakış açısına göre önceden yapılmış su yapılarında ekolojik düzeltmeler ele alınmalı, hatta doğallığa yakın olarak yerleri değiştirilmelidir. **

* Su kenarlarında yalnız şevleri kuvvetlendirici olarak değil, aynı zamanda suyu da gölgeleyip yosunlaşmasına engel olan bitkiler ekilmelidir.

* Kıyı şeritleri 10 m 'den 25 m 'ye kadar emniyet altına alınmalıdır.” (37)

“Ayrıca bugün sulanan tarım alanlarının;

- %92'si salma sulama,

- %7'si yağmurlama sulama ve

- % 1 'i ise damla sulama ile sulanmaktadır (Uzunlu 2003) .

Bu sorunun giderilmesi için öncelikle sulama sistemlerinin kapalı sistem olan yağmurlama veya damla sulama yöntemlerinin uygulanmasına imkan sağlayacak şekilde planlanması ana hedef olmalıdır.” (38)

3.3.3 Köy Yenileme Önlemi

“Köy yenileme köylerde aşağıdaki hedefler doğrultusunda yürütülmektedir.

-Yaşam ve çalışma koşullarını iyileştirmek

-Köyün kendi niteliğini korumak ve köyü canlandırmak.

-Yol ve sulama ağını çağdaş koşullara ve gelecekteki beklentilere göre düzenlemek,

-Taşınmaz iyeliğinin ve onun tüzel yapısının ilişkin sorunları çözmek

-Kadastroyu güncellemek.

-Köydeki el sanatları ve küçük sanayi geliştirmenin altyapısını hazırlamak

-Dinlenme ve boş zaman tesisleri oluşturmak

-Doğal kaynak,su bitey ve direyin varlığını korumak

-Altyapıyı iyileştirmek ve başka yatırımlara olanak vermek.

-Planlamaya köylünün katılımını sağlamaktır.” (39)

“Köy içi trafiğini düzenleme, eski yapıları değerlendirme alt yapı tesislerini kurma,ortak yararlanılacak ve köyün güzelleşmesine katkıda bulunacak yapıları gerçekleştirme,köyü yeşillendirme ” (40) ,”postane kurulması, banka şubesi açılması, ana ve çocuk sağlığı istasyonu ,doktor ve cankurtaran” (41), “itfaiye ,çöp deposu,arıtma tesisleri ve kanalizasyon,içme suyu,çamaşırlık,tuvalet,eczane,kuaför” (42) vb. unsurların iyileştirilmesi gerekliği hissedilen hususların köye kazandırılması.

“ Kültür ve sanat etkinliklerinin çeşitlendirilmesi, tarihi ve mimari değer taşıyan yerleşimlerin ve binaların restore edilmesi, uygun olanların koruma-kullanma dengesi içerisinde turizm amaçlı kullanıma açılması, kültür ve turizm amaçlı bilgilendirme merkezlerinin oluşturulması ve etkinleştirilmesi gibi uygulamalar” (43) bu gün kırsal kalkınmasına önem veren gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerin köy yenileme unsurları olarak kullandığı araçlardır. “ Sadece Almanya'nın Bavyera Eyaletinde bugüne kadar 10000'den fazla köy yenileme projesi gerçekleştirilmiş, şimdilerde 1.800 köy bu süreç içinde olup 2.500 köy yenileme çalışmalarına hazırlanmaktadır.Geriye kalan sadece 600 köyde henüz köy yenileme çalışmaları istenilen düzeye ulaşamamıştır.” (44)

“Köy yenileme planı, tarımsal yapının iyileştirilmesi önlemlerini kentsel yapılaşma niteliğindeki önlemleri ve özel girişimcilerin isteklerini bir bütün içinde ele alarak en uygun yapının oluşturulmasını sağlar .Köy yenileme kesinlikle önceden var olanları göz ardı eden onları yıkıp yok eden bir yeniden yapılanma değildir.Kentsel gelişmeyi olduğu gibi köye aktarma da değildir.Böylesi bir köy yenileme köydeki yaşam ve yerleşim koşullarının iyileştirmeyi güvencelemez sadece yozlaştırabilir.” (45)

3.3.4 Arazi Parçalılığı Ve İşletme Büyüklükleri

“Türkiye'de işletme büyüklükleri, 1950 yılında 10 hektar iken, 1980 yılında 6.8 hektara 2000' li yıllarda ise 5.9 hektara olmuştur. İşletme sayıları da aynı dönemlerde sırasıyla 2.2 milyon, 3.5 milyon ve 3.9 milyon olarak tespit edilmiştir . Halbuki aynı süreçte AB ülkelerindeki duruma bakılacak olursa; 1950 yılında 15 milyon olan isletme sayısı 1980 de 8.7, 2000 ' li yıllarda ise AB'ye giren ülke sayısının artmasına rağmen 7.8 milyon olmuştur. Aynı şekilde ortalama isletme büyüklüklerine bakılacak olursa; aynı dönemlerde sırasıyla 6.8 ha , 16 ha ve 16.5 ha olmuştur.Yine ülkemizde tarım nüfusu %40'lar düzeyinde iken AB de bu Oran % 5.4 düzeyindedir. Bu durum şunu göstermektedir; ülkemizde tarımsal işletmeler hızla küçülürken AB ‘de işletmeler büyümektedir” (46)

Ülkemizde miras hukukunun da etkisiyle hızla parçalanarak küçülen tarım arazileri bu alanda meydana gelen fiziki ve beşeri unsurları olumsuz yönde etkileyerek ekonomik olma özelliklerini büyük ölçüde yitirip, tarımsal üretimin parçalı bir hal almasına sebebiyet vermektedir.Bu durumda maalesef ülkemizde tarımsal anlamda büyük ölçekte üretimlerin yapılacağı geniş ve modern çiftliklerin oluşmasına engel olmaktadır.Üretim düzeyinin köylüler ,orta boy çiftçiler ve az da olsa feodal kalıntılar tarafından yapılıyor olması bu alanda bulunulması gereken noktayı henüz yakalayamadığımızın açık bir kanıtıdır.Hele ki günümüzde ortalama işletme büyüklüğü değerleri, AB 17.4 ,ABD'de 180 ha iken öyle sanıyorum durumun acili yeti daha da fazla önem arz etmektedir.

Bu durumun aksi yönde tezahür etmesini sağlamak maksatlı olarak bir an önce ; “bölünecek en küçük işletme anlamına gelen “ekonomik işletme büyüklüklerini bölgelere göre tespit etmek,ekonomik işletme büyüklüklerinin yapılacak yasal düzenlemeler ile daha küçük parçalara bölünmesinin önüne geçmek,aşırı derecede parçalanmış,dağılmış,şekilleri bozulmuş ,aynı şahsa ait tarım arazilerini bir araya getirerek,birleştirmek amacıyla arazi düzenleme,tarla içi geliştirme hizmetlerine ve arazi toplulaştırma çalışmalarına öncelik ve hız vermek gerekmektedir.” (47)

3.3.5 Arazi Toplulaştırması

“Arazi Toplulaştırması iyeliği yeniden düzenleme yoluyla kırsal alanda ;yaşam yerleşim,beslenme,ekonomi,çevre,dinlenme işlevlerini korumaya,güçlendirmeye ve iyileştirmeye dönük tüm önlemleri planlamaya,uygulamaya hazırlamaya ve bunları gerçekleştirmeye yönelmiştir.Bir anlamda toplumsal yapı değiştikçe arazi toplulaştırması da toplumun beklentilerine göre kapsamını genişleterek kırsal alanı geliştirme aracı olmuştur.Bu nedenle artık ”kırsal gelişim” olarak adlandırılmaktadır”. (48)

“Türkiye'de mevcut tarım arazilerinin sahip oldukları topografik yapı ve parsellerin geometrik yapısı ve büyüklükleri modern tarım tekniklerinin uygulanmasını engellemektedir. Bu bakımdan tarım arazilerinde tarımsal altyapıyı düzenlemek kaçınılmaz bir sonuç olarak görülmektedir.” (49) Türkiye'de arazi toplulaştırma çalışmaları, Medeni Kanunun 678. Maddesi ve 7457 sayılı miilga TOPRAK SU Teşkilatı Kanunu'nun2. Maddesine göre çıkarılan Arazi Toplulaştırma Tüzüğüne“ gör başlamıştır.

Bu uygulamanın amacı “dağınık yada ekonomik işletmeye uygun olmayan parselleri birleştirerek ve amaca uygun biçimde yeniden düzenleyerek yeterli ulaşım, sulama ve öteki kamusal yapıların gerçekleştirilmesi toprağın korunması yada iyileştirilmesi ve kırsal görünümün biçimlendirilmesi,köy yenileme ve öteki önlemler yardımıyla üretimin ölçülü hesaplı usa uygun düzenlenmesi ve tarımsal yapının iyileştirilmesidir.Bu sırada,kamusal çıkarların korunması ve mekan planlamasının,bölge planlamasının,düzenli bir kentsel gelişimin,çevre korumanının doğa korumanın kırsal görünümü kollamanın anıtları korumanın dinlence su ekonomisi sağlama ,boşaltma,balıkçılık avcılık,enerji sağlama,trafik,tarım işletmeciliği,küçük yerleşimler,bahçecilik,kırsal görünüm biçimlendirmesi,taş ocakları kullanımı,hammadde kaynaklarının korunması ve güvencelenmesi de göz önünde tutulur.” (50)

3.3.5.1 Arazi Toplulaştırmasının Etkileri

“Arazi toplulaştırması ile,çok parçalı ve dağınık parseller bir araya getirilip yeniden düzenlendiğinden alt yapı tesislerinden tüm parsellerin yararlanması kolaylaşmakta ve işletme sahipleri günün tarımsal koşullarına uygunluğu sağlanmış işletmelerinden daha fazla ürün alabilmektedir . Yeniden dağıtımda parsellerin işletmeye ve birbirlerine uzaklıkları da göz önüne alındığında önemli ölçüde zaman,yakıt ve emek tasarrufu yapılabilmekte parseller olabildiğince tek parça ve toplu halde bulunduklarında;toprakların işlenmesi,ürün ekimi,dikimi,bakımı,hasadı ve sulaması gerektiği zamanlarda yapılabilmektedir.Dağınık parsellerin birleştirilmesi ile akılcı bir işletme büyüklüğüne yakınlaştırma ve geometrik biçimleri uygunlaştırma işlemlerinde çağdaş tarım teknolojisi uygulanabilmektedir.

“Parsel biçimi ile ilintili olarak tarla sınırına paralel yaklaşık 30 cm'lik genişlik işlenememektedir.Bu bir bölüm arazinin boş kalması,işlenememesi ve dolayısıyla verim kaybı demektir.Toplulaştırma ile sınır uzunluğunun kısaltılması tarla yüzeyinde net işleme alanını artırmaktadır.Arazi topluklaştırması iyelik dağılımındaki dengesizliği ortadan kaldıracak bir araç değildir.Fakat dağınık ve küçük arazilerin bir araya getirilmesi sonucu işletmelerin olanaklardan eşit oranda yararlanması,toprak-insan ilişkilerinin düzenlenmesi,sınır anlaşmazlıklarının kaldırılması,ekonomik iyileşme ve sosyal dengenin kurulması ile çiftçiler arasında huzur ve güven sağlanmaktadır.” (51)

Ve tüm bunların sonucu olarak Arazi toplulaştırması sonunda;

• “ Arazi toplulaştırması sulama, kurutma ve yol şebekesinin kurulmasını kolaylaştırır, kamulaştırmaya gerek kalmadan uygulamalar yapılabilir. Yatırım masraflarını azaltır. Parsellerin şekilleri,parsellere ulaşım ve parsellerin topografîk yapısı toplulaştırma sonrası düzeldiği için sulama oranlan artar.

• Sulama kanalı, tahliye kanalı, karayolu,demiryolu gibi kamuya ait fiziki tesislerin sebep olduğu parçalanmalar ortadan kalkmaktadır.

• Toplulaştırma ile beraber yapılan sulama projelerinde, kanal ve yolların geçtiği parsellerdeki arazi kayıpları ortak tesislere katılma payı ile proje sahasındaki bütün parsellere eşit oranda dağıtılmaktadır. Böylelikle kamulaştırmaya gerek kalmamakta ve adaletli bir şekilde arazi kesintisi yapılmaktadır.

• İşletme merkezi ile parseller arasın daki mesafeler azalmakta ve bütün parseller yola bağlanmaktadır. Bunun neti cesinde zaman ve işgücü tasarrufu sağlanmaktadır,

• Toplulaştırma ile parsel şekilleri düzeldiğinden net arazi kullanımı ve birim alandan elde edilen gelirde büyük miktarda artışlar meydana gelmektedir.” (52)

3.3.5.2 Arazi Toplulaştırma Maliyetleri ve Bölüşümü

“Toplulaştırma çalışmalarında dünya ülkelerinde genellikle uygulanan yöntem masrafların ilgililer ve devlet arasında belirli oranlarda paylaşımıdır.Masrafların tamamının ilgililer ödetilmesi onların toplulaştırmaya karşı olumsuz bir tutum oluşturmalarına yol açacak bir kural gibi gözükse de toplulaştırma masrafların ilgililerin katılımının sağlanması toplulaştırma hizmetlerinin benimsenmesi açısında ve sosyal adetlin gerçekleşmesi açısından gereklidir.Çünkü insan doğası gereği karşılığını ödediği hizmeti koruyucusu ve sahiplenicisi olmaktadır.

Arazi topluklaştırması için yapılan masraflara ilgililerin ne oranda katılacağı 7457 sayılı TOPRAKSU kuruluş yasasının 20.maddesinde ikinci bendinde belirtilmiştir.

Sahipli arazi üzerinde alakaları tarafından.Ziraat vekaletinin teknik rehberliği ile dahi,alınması mümkün olmayan tedbirlerin icapları TOPRAKSU tarafından yerine getirilir ve tahakkuk eden masrafların %10'u kadarı alakalısından defaten alınarak bakiye borç 15 yılda 15 müsavi taksitle tahsile edilir.” (53)

“Tablo2 : İşlenebilir Tarım Alanları , yapilan altyapı hizmetleri ve uygulama maliyetleri (TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005)

Konular

 

 

 

Miktarlar (MilyonHa)

 

 

Proje maliyeti ($/Ha)

 

 

Gerçekleşen alan (Milyon ha)

 

 

 

Kalan Alan (Milyon/Ha))

 

 

Harcama

 

(Milyon$/Ha)

 

 

Kalan Alan için ihtiyaç Olan Kaynak (Milyar$)

A.Top. (Sulu Arazi)

16.5

250

0.514

15.986

128.5

4.00

A.Top. (Kuru Arazi)

6.9

250

0

6.9

0

1.73

TIGHfel.(İşl.Tamn Arazi)

23.4

950

1.037

22.36

985.2

21.2

Drenaj ve Arazi ıslahı

2.7

1200

0.338

2.362

405.6

2.83

 

TOPLAM

1.889

 

1519.3

29.8

 

Ancak ülke işlenebilir tarım arazileri dikkate alındığında altyapı hizmetlerinin tamamlanabilmesi için kaynak ihtiyacı yaklaşık 30 milyar $ dir .” (54)

3.3.6 Kırsal Turizm Olanaklarının Kullanılması

 

“Kişilerin doğal ortamlarda dinlenmek ve değişik kültürlerle bir arada olmak amacıyla bir kırsal yerleşime gidip, orada konaklamaları ve o yöreye özgü etkinlikleri izlemeleri ya da katılmalarıyla gerçekleşen bir turizm türüdür. Kırsal turizm,yalnızca çiftlik ya da tarım turizmi değildir. Doğa tatilleri, doğa sporları, kırsal alanlardaki turlar, kır yaşamı içinde bulunmak ve el sanatlarının üretim ve satışı faaliyetleri de kırsal turizm faaliyeti olarak görülebilir.” (55)

“20.yüzyılın sonlarına doğru,hızla gündeme gelen ve yaygın olarak gerçekleştirilen deniz,kum ve güneş üçgenine dayalı tatil ve turizm anlayışına alternatif olarak,kentlerdeki yoğun çalışma temposu,hava ve gürültü kirliliği ile kalabalık ortamdan uzak kalma isteğinde olan kent insanının daha fazla kırsal alana ve özellikle dağınık alanlara gitmesi eğilimine paralel olarak ortaya çıkmıştır.Bu ilginin bir sonucu olarak kırsal turizm önemli bir iktisadi sektör olarak gündeme gelmiştir.Diğer yandan,turistik taleplerde uluslar arası düzeyde meydana gelen değişmelere,turizm etkinlikleri açısından bozulmamış doğal ortamların ve farklı kültürlerin ön plana çıkmasına yol açmıştır.” Ülkemiz açısından günümüzde ön plana çıkan en önemli alternatif unsur hiç şüphesiz yayla turizmidir.Yurdumuzda bu amca yönelik olarak turizm potansiyeli yüksek olan yaylalar tespit edilmiş ve altyapı çalışmaları sürdürülmüştür.”(56) Ancak ülke turizminin büyük ölçüde deniz ,kum ve güneş unsurları ile ikame ediliyor olması yapılan çalışmalara büyük ölçüde yansıyarak istenilen düzeyde bir gelişimin sağlanmasına mani olmuştur.

Tüm bu seçeneklerin dışında elde var olan potansiyel ; Anadolu'nun zengin tarihinin saklı kısımlarının gün yüzüne çıkarılması için arkeolojik kazıların hızlandırılması,finanse edilmesi ve sayısının arttırılması. Kış turizmi için uygun sahaların alt ve üst yapı çalışmalarının projelendirilmesi.Doğa sporları için uygun olan alanların özellikle dağcılık,rafting,doğa yürüyüşü,balıkçılık,kaya tırmanışı vb. unsurlar ile ilgili gerekli çalışmaların yapılması olarak sıralanabilir.

3.3.7 Ülke Tarımının Ve Tarımsal İşletmelerin Güçlendirilmesi

“Tarımsal üretim ve veriminin yeterli olmamamsı ve 1950'lerden sonraki mekanizasyon,öncelikle yeni toprakların özellikle mera ve ormanların tarıma açılmasına neden olmuştur.Tarım tam ya da koşullu olarak elverişli olan ilk dört sınıfın toplam yüzeyinden 6 milyon hektar aşılmış olması sorunu 2000'li yıllarda da sürmektedir.Artan nüfusa karşın işlenebilir yada tarıma açılabilir arazi miktarı son sınırına ulaşmış toprak rezervi kalmamış 19 dünya ülkesinden biri olma durumuna gelmiştir.Günümüzde ekili dikili alanlar toplamı yaklaşık 28 053 507 milyon hektardır.İşenebilen toprakların %49'unda orta %8'inde ise şiddetli erozyon tehlikesi vardır:Erozyon ve kirlenme ile topraklarımız üretim gücünü yitirmektedir.tarım alanlarının tarım dışı amaçlarla kullanılması da verimli alanların bir daha üretime olanak vermeyecek biçimde elden çıkmasına neden olmaktadır.”(57)

Ayrıca “1995 verilerine göre ülkemizde 1 kişi yaklaşık 7 kişiyi ve yaklaşık 8.5 milyon kişi yaklaşık 60 milyon nüfusu besleyebilmekte idi. Oysa 1980'li yılların sonunda tarım sektörünün toplam istihdamdaki payı Avrupa Birliğinde %8 ve tarımda çalışan 9.5 milyon (%8) iken 325 milyon nüfusun gıda gereksinimini karşılayabilmekte yani AB'de 1 çiftçi 34 kişiyi besleyebilmektedir.” (58)

3.3.7.1 Arazi Bankası Sistemi

“1888 yılında kurulmuş bulunan Ziraat Bankası, tarımsal kredileme işlevinde başat konumda olmuştur. Bu çerçevede, 1985 yılında, kamu ve özel sermayeli toplam dokuz banka tarım sektörüne kredi verirken, 2000 yılı itibariyle, bu sayı, Ziraat Bankası, Şeker Bank ve Milli Aydın Bankası olmak üzere üçe inmiştir.”(59) 2001 yılında ise, bu üç kuruluş ta tarımsal kredi işlevine son vermiştir.”Bu durum hiç şüphesiz zaten tarımsal ürün ve işletme bakımından oldukça zor koşullar ile uğraşmak mecburiyetinde kalan köylü-çiftçi eşrafını olumsuz yönde etkileyerek var olan sorunları kronikleştirmiştir.Ancak elbette vaziyetin bu önde cereyan etmesinin tek sorumlusu olarak mevcut erkler sistemini göstermek samimi bir yaklaşım olarak nitelendirilemez.Yıllarca sistemden kaynaklanan yanlışlıklar dolayısıyla koşulları kötüye kullanan bazı çıkar sahipleri bu davranış biçimleri ile oluşturulmak istenen tarımsal motivasyonu olumsuz yönde etkileyerek gelişimi baltalamışlardır.Ekilmeyen ve işlenmeyen tarlar için alınan teşvik kredileri üretim yerine tüketim ekonominse aktarılarak mevcut kaynaklar sömürülmüştür.Halbuki ülke de bulunana topraksız çiftçilerin durumu göz önünde bulundurulduğunda bu kaynakların kullanılamıyor oluşu öyle sanıyorum bu ikililiği anlamamıza kafi geliyor.

Ancak sorunun giderilmesi maksatlı olarak bu noktada “önemli olan arazilerin gerçekten işleyecek olanların eline geçmesini sağlayacak olan yolu bulmaktır. Bu sistemin hem ülkenin hem de topraksız çiftçilerin işine yaraması için, doğal kaynakları en iyi kullanmakla yükümlü olan kamu tarafından isteyenlerden kullanmadıkları çok küçük arazileri ya da büyük miktarda da olsa kullanılmadıkları potansiyel verimli arazileri satın almak, araziyi gerçekten isleyip verimliliği artıracak topraksız çiftçinin bu sistem içinde satın alacağı arazinin borcunu uzun döneme düşük faizle yaymak ve bu tür sisteme girmiş çiftçilerin düşük faizli tarımsal kredilere ve hizmetlere ulaşılabilirliğini sağlamak, arazilerini kendileri islemeyip kiraya ya da ortakçıya vermekte ısrar edenleri caydıracak şekilde arazi kiralama fiyatlarını düzenlemek, kontrol etmek ve caydırıcı vergi politikası oluşturmak, optimum işletme büyüklüğü altındaki alım-satıma izin vermeyecek düzenlemeyi yapmak gereklidir. Aksi halde, olaya sadece serbest piyasa içindeki pazar kavramı ile bakılması durumunda, topraksız çiftçiler borçlu-topraksız çiftçiler haline gelebilmektedir.” (60)

“Bu anlamda son yılların en başarılı örneği öyle sanıyorum, yoksullukla mücadele kapsamında başlayan bir uygulama olarak, Bangledeşli Prof. Dr. Muhammed Yunus tarafından yoksullara yönelik mikro finans sisteminin geliştirilmesi ve Grameen Bank'ın kurulmasıdır. Hiçbir gelire sahip olmayan yoksulların en temel ihtiyaçlarını karşılamak için ne kadar paraya ihtiyaçları olduğunu belirlemekle 1970'li yıllarda işe başlayan Yunus, Bangladeş'te geliştirdiği finans sistemi ile tamamına yakını kırsalda yaşayan 2.7 milyon insanın yeni bir hayat kurmasına vesile olmuş ve girişimcilik kabiliyetlerinin gelişimine fırsat yaratmıştır.” (61)

3.3.8 Bilginin Ve Bilgi Teknolojilerinin Kullanımı

“Belli bir özellik taşıyan ve birbirleri ile ilişkisi olan öğeler topluluğuna en genel anlamda sistem denir. Bir bilgi sistemi de veri/bilgi topluluğudur. Genelde veri için işlenmemiş ham bilgi deyimi kullanılır. Bilgi sistemi girdi olarak veriyi ve onu işleme kurallarını alır. Bu kurallara (yönergelere) göre veriyi işler (yapılandırır, ilişki kurar, biriktirir, değerlendirir) ve sonuç çıktılarını (ne, nerede, nasıl, niçin, neden, kim, kimle, ne kadar neyle vb. sorulardan birinin veya birkaçının yanıtı) hazırlar. Buna göre verinin çözümlenmesi, işlenmesi, arşivlenmesi ve sergilenmesi bir bilgi sistemi bütünüdür.” (62)

Bu kapsamada oluşturulacak “Çiftçi kayıt Sistemi (ÇKS) ile birlikte - ki Bu çalışmalar oluşturulacak taşınmaz idaresinin temel veri altyapılarından biridir- çiftçi, köy,ilçe, il ve bölgeler seviyesinde arazi, ürün, mülkiyet durumu, kadastro durumu vb. bilgilere ulaşılması olanaklı kılarak, değişik sorgulamalar yapılabilmekte ve illere göre ürün deseni ve haritaları elde edilebilecektir.”(63)

Ayrıca “kırsal alanda,e-ticaret de kullanılarak,tarım,orman, ve gıda ürünlerinin tanıtım ve pazarlanması ,turizm ve rekreasyon,el sanatları,tarıma dayalı sanayi ve diğer alternatif üretim faaliyetleri geliştirilebilir.” (64)

“Günümüz koşullarında yukarıda adı geçen öneriler (özellikle internet bağlantısı) abartılı buluna bilir,ancak dünyada artık çiftçilerin veya kırsal alanda herhangi bir ürün elde eden üreticilerin mamullerini internet vasıtasıyla doğrudan pazarladıkları veya pazar araştırdıkları düşünüldüğünde kısa süre sonra bu konun Türkiye için mutlaka gerçekleştirilmesi gereken bir husus olduğu görülecektir.” (65)

3.3.9 Kırsal Sanayi

“Kırsal alanda yöresel ekonomik potansiyel değerlendirmelerinin yapılarak, yörelere uygun yatırım ve üretim planlamalarının yönlendirilmesi ve ekonomik girişimlerin özendirilmesi gerekmektedir. Böyle bir yapılanmada, ihtisas üretim bölgeleri oluşturulmalıdır. Örneğin; bitkisel üretimin yoğun olduğu kırsal yörelerde bitkisel ürünler ihtisas organize sanayi bölgesi, hayvancılığın yoğun olduğu yörelerde hayvancılık ürünleri ihtisas organize sanayi bölgesi, el sanatlarının yoğun olduğu bölgelerde el sanatları ürünleri ihtisas organize sanayi bölgesinin kurulmasına olanak verilmelidir. Böylece kırsal alanda, insan ve doğal kaynaklar rasyonel değerlendirilerek, daha hızlı bir sosyal ve ekonomik kalkınmaya yön verilmiş olacaktır.” (66)

“Bu kapsamda, geliştirilecek yerel/bölgesel ürünler tarımsal ürünler olabileceği gibi; tarımsal ürünlerin çeşitli şekillerde işlenmesi suretiyle oluşturulabilecek gıda ürünleri, tıbbi, aromatik ve süs bitkisi ürünleri, odun ve odun dışı orman ürünleri, turizm ve rekreasyon imkanları, el sanatları ve bazı sanayi ürünleri olabilecektir.”(67)

Bunun yanı sıra “yerel bilgi, beceri ve kaynakların sürdürülebilir kullanımı yoluyla; arıcılık, ipek böcekçiliği, süs bitkileri, organik tarım, bıldırcın, ördek, kaz ve devekuşu yetiştiriciliği ve bunun gibi yerel koşullara uygun yeni türlerin adaptasyonu gibi faaliyetlerle tarımsal üretimin çeşitlendirilmesi,”(68) kırsal endüstriyel ilişkilerin canlanıp gelişmesine sebebiyet verecektir.

Ayrıca kırsal alanda gelişim için gerekli olan özellikle sermaye birikiminin tabana yayılması hususunda, vücut bulması sağlanacak kooperatif ve birliklerin desteklenerek üretim ,pazarlama ve satış üçlüsüne dahil edilmesiyle oluşturulacak piyasa stratejisi hiç şüphe yok ki ortaya koyacağı güdümleyici etkiyle para akışını dolaylı olarak kontrol altına alarak kazanılan kinetiğin kırsal alanda kalmasına yardımcı olacaktır.

4.Avrupa'da Kırsal Gelişim

“Ülkemizde ilk kırsal alan düzenlemeleri 196O'lı yıllarda arazi toplulaştırması ile gıda maddelerinin daha ucuza mal edebilmek için tarımsal bünyeyi iyileştirip üretim şartlarını düzeltmek amacıyla başlamıştır. Oysa Batıda bu çalışmalar 1800'lü yıllarda başlamış ve görev alanını oldukça genişletmiştir.” (69)

“İngiltere: Fransız devriminden bir müddet sonra,İngiltere arazi problemini çözmeye küçük toprak sahibi olan köylüleri kontrollü bir şekilde şehirlere göndererek,arazileri toplulaştırarak,büyük ölçekli işletmeleri ve özel mülkiyeti destekleyerek başladı.

İsveç ve Danimarka : İsveç ve Danimarka,1827-1830 yılları arasında köylülerin zorunlu tarım işçileri olarak kullanılmasını sağlayan sistemi barışçı bir şekilde kaldırmayı başardı ve araziyi toplulaştırdı ve hazine arazilerini köylerdeki çiftçilere dağıttı.

Macaristan: 1853'de çıkan genelge ile,zorunlu tarım işçiliği ve feodal vergiler kaldırıldı.serfler hürriyetine kavuştu,arazi alım satımı başladı ,toplulaştırma özendirildi” (70)

Bu güne geldiğimizde “2000-2006 döneminde AB'nin üye ülkesinin kırsal alanlarında gerçekleştirilen 230 farklı programa, EAGGF'nin Garanti ve yönlendirme bölümleri tarafından toplam 52.5 milyar euro destek sağlanmıştır.Bu desteklemelerden en büyük payı %27.5'lik oranla kırsal alanların kalkınması ve şehir alanlarıyla adaptasyonun sağlanması konuları takip etmiştir.Az elverişli bölgelerin kalkındırılması %12.5'lik payla en fazla destek sağlanan diğer bir alan olmuştur.Bu dönemde en az oranda destekleme ise mesleki eğitim programlarına yapılmıştır.(%0.7)”(71)

Sonuç

Doğal süreç, avantajlı konumun kendini eşleyiş biçiminin ortaya koyacağı kararlılık doğrultusunda seçilimini gerçekleştirir.Bu zaman dilimi dahilinde , bulunulan coğrafyaya ve değişen yaşam koşullarına uyum sağlamayı başaran canlılar tabi olarak elde ettikleri bu imtiyaz sayesinde mevcudiyetlerini devam ettirirler.Dolayısıyla bu bakış açısı doğrultusunda içinde bulunduğumuz kırsal sorunsal yumağı, bahsedilen döngünün sağlıklı neticeler vermesi yönünde ciddi engeller ihtiva etmektedir.Tarımsal üretimin düşüklüğü,arazi parçalılığı,sulama, ulaşım ağı eksikliği ,ve endüstriyel altyapının görece olarak yetersizliği kırsal alan düzenlemeleri önündeki en büyük sorunlardan sadece bazılarıdır.Ancak hiç şüphe yok ki bu yazımızda genel hatları ile ele almaya çalıştığımız, kırsal kalkınma meselesinde, önerdiğimiz çözüm önerileri doğrultusunda geliştirilecek,genişletilecek ve tabi olarak yerelleştirilecek çözümler kuşkusuz var olan sorunların şiddetini en asgari seviyeye indirgemeye yardımcı olacak türdendir.

Elbette var olan problemlerin çözümünün birden bire gerçekleşebileceğini beklemek gerçekçi bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyecektir ancak burada unutulmamsı gereken başat mevzu, mevcut coğrafi koşullar dahilinde yerel ve öznel çözüm önerileri ile birlikte sürdürülebilir güçlü bir dönüşüm sürecini devreye sokmaktır.

 

 

Dipnotlar:

*Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Lisans Öğrencisi

(1)L.N.Gumilev, Etnogenez: Halkların Şekillenişi Yükseliş ve Düşüşleri. 2.bs. (İstanbul:Selenge Yayınları,2004),s.66.

(2) Gumilev, a.e.g., s.65.

(3) Gumilev,a.e.g., s.448-449.

(4) Doç.Dr.Hülya Demir, Kadastro Bilgisi. s.2.

(5) Demir,a.g.e., s.5.

(6) Mehmet Gür, “Türkiye Koşullarında Kırsal Toprak ve Yerleşim Düzenlemelerine Genel Yaklaşım,” (Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi,2001), y.3.

(7) Yrd.Doç.Dr. Muzaffer Bakırcı, Türkiye'de Kırsal Kalkınma : Kavramlar – Politikalar-Uygulamalar. (Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007), s.25.

(8) Kırsal Kalkınma Özel İhtisas Raporu, ( Ankara:Devlet Planlama Teşkilatı,2000), s.12.

(9) Prof.Dr. Zerrin Demirel, Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. (İstanbul:YTÜ,2005), s.1.

(10) Yrd.Doç.Dr. Muzaffer Bakırcı, Türkiye'de Kırsal Kalkınma : Kavramlar – Politikalar-Uygulamalar. (Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007), s.44.

(11) Bakırcı,a.g.e., s.311.

(12) Kalkınma Özel İhtisas Raporu, ( Ankara:Devlet Planlama Teşkilatı,2000), s.35.

(13) Mehmet Gür, “Türkiye Koşullarında Kırsal Toprak ve Yerleşim Düzenlemelerine Genel Yaklaşım,” (Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi,2001), y.20.

(14) Gür,a.g.e., y.30.

(15)Gür,a.g.e., y.9.

(16) Gür,a.g.e., y.8-9.

(17) Ulusal Kalkınma Stratejisi, [Ankara]: Devlet Planlama Teşkilatı,[200.?], s.36.

(18) Yrd.Doç.Dr. Muzaffer Bakırcı, Türkiye'de Kırsal Kalkınma : Kavramlar – Politikalar-Uygulamalar. (Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007), s.63.

(19) Bakırcı,a.g.e., s.64.

(20) Bakırcı,a.g.e., s.119.

(21) Hülya Demir, Sevim Bakırcı, “Kırsal Alan Düzenlemesi,” Harita ve Kadastro Mühendisleri Dergisi s.80 (1996): s.68.

(22) Yrd.Doç.Dr. Muzaffer Bakırcı, Türkiye'de Kırsal Kalkınma : Kavramlar – Politikalar-Uygulamalar. (Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007), s.316.

(23) Bakırcı,a.g.e., s.318.

(24) II.Tarım Şurası II.Komisyon Raporu “Tarımsal Yapıda Değişime ve Gelişmeler ”[Ankara:Tarım ve Köy işleri Bakanlığı,2001],s. 8.

(25) Prof.Dr. Zerrin Demirel, Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. İstanbul:YTÜ,2005), s.1.

** 18 Mart 1924 yılında kabul edilen 442 sayılı köy kanunun 1.maddesinde köyü nüfus miktarı açısından tanımlarken “nüfus 2000'den aşağı yerleşmeleri köy” olarak kabul etmekte,yine aynı maddede sadece köyü değil kasaba ve şehirleri de nüfus miktarlarına göre sınıflandırmaktadır.Buna göre;nüfusu 2000 ile 20000 arasında olan yerleşmeler “kasaba nüfusu” 20000'den fazla olan alanlar ise “şehir” olarak tanımlanmaktadır.(bakırcı muzaffer)

(26) Kalkınma Özel İhtisas Raporu, ( Ankara:Devlet Planlama Teşkilatı,2000), s.35.

(27) Hülya Demir, Sevim Bakırcı, “Kırsal Alan Düzenlemesi,” Harita ve Kadastro Mühendisleri Dergisi s.80 (1996): s.69.

(28) Prof.Dr. Zerrin Demirel, Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. İstanbul:YTÜ,2005), s.36.

(29) Suat Coşkun,Oktay Ergen ”Türkiye'nin Ulaşım Sorunları- 1” (Karayolları ve Demiryolları),” Kemalist s. 11(2005): s.18.

(30) Yrd.Doç.Dr. Muzaffer Bakırcı, Türkiye'de Kırsal Kalkınma : Kavramlar – Politikalar-Uygulamalar. (Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007), s.353.

(31) Kalkınma Özel İhtisas Raporu, ( Ankara:Devlet Planlama Teşkilatı,2000), s.33.

(32) Prof.Dr. Zerrin Demirel, Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. İstanbul:YTÜ,2005), s.116.

(33) Ulusal Kalkınma Stratejisi, [Ankara]: Devlet Planlama Teşkilatı,[200.?], s.10.

(34) Prof.Dr. Zerrin Demirel, Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. İstanbul:YTÜ,2005), s .116.

(35) Nazım Yılmaz,M.Necat Şengün,Metin Birbudak, “Toprak Rreformu Anlayışı İçinde Arazi Tolulaştırma,Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri ve Tarımsal Verimliliği Arttırıcı Diğer Önlemler,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 (Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005) , s.255.

(36) Yılmaz,a.g.e., s.258.

* * Kırsal toprakların sulanması ekonomik değerlendirme sonucu dümdüz kanallarla yapılmıştır ki sular olabildiğince hızlı bir biçimde yerine ulaşabilsin.Böylece doğal biçimdeki suların kendini daha iyi temizleme gücü gösterdiği ve yavaş akan suyun taşkınlara yol açmayacağı unutulmuş oldu.Günümüzde kırsal alan düzenleme kapsamındaki çalışmalarda bu kez doğayı yeniden doğal biçime dönüştürme (renaturierung)önem kazandı. (Prof.Dr. Zerrin Demirel, Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. İstanbul:YTÜ,2005), s .21.)

(37)Hülya Demir, Sevim Bakırcı, “Kırsal Alan Düzenlemesi,” Harita ve Kadastro Mühendisleri Dergisi s.80 (1996): s.69.

(38) Nazım Yılmaz,M.Necat Şengün,Metin Birbudak, “Toprak Rreformu Anlayışı İçinde Arazi Tolulaştırma,Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri ve Tarımsal Verimliliği Arttırıcı Diğer Önlemler,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 (Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005) , s.261.

(39) Mehmet Gür, “Türkiye Koşullarında Kırsal Toprak ve Yerleşim Düzenlemelerine Genel Yaklaşım,” (Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi,2001), y.99.

(40) Prof.Dr. Zerrin Demirel, Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. İstanbul:YTÜ,2005), s .5.

(41) Demirel,a.g.e., s.163.

(42) Demirel,a.g.e., s.162.

(43)Ulusal Kalkınma Stratejisi, [Ankara]: Devlet Planlama Teşkilatı,[200.?], s.18.

(44) Mehmet Gür, “Türkiye Koşullarında Kırsal Toprak ve Yerleşim Düzenlemelerine Genel Yaklaşım,” (Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi,2001), y.103.

(45) Gür, a.g.e., y. 99.

(46) Nazım Yılmaz,M.Necat Şengün,Metin Birbudak, “Toprak Rreformu Anlayışı İçinde Arazi Tolulaştırma,Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri ve Tarımsal Verimliliği Arttırıcı Diğer Önlemler,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 (Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005) , s.258.

(47) Yrd.Doç.Dr. Muzaffer Bakırcı, Türkiye'de Kırsal Kalkınma : Kavramlar – Politikalar-Uygulamalar. (Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007), s.366.

(48) Prof.Dr. Zerrin Demirel, Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. İstanbul:YTÜ,2005), s .2.

(49) Nazım Yılmaz,M.Necat Şengün,Metin Birbudak, “Toprak Rreformu Anlayışı İçinde Arazi Tolulaştırma,Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri ve Tarımsal Verimliliği Arttırıcı Diğer Önlemler,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 (Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005) , s.256

(50) Prof.Dr. Zerrin Demirel, Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. İstanbul:YTÜ,2005), s .2.

(51) Demirel, a.g.e., s.13.

(52)Prof.Dr.Gürol Banger, Aziz Şişman,” Kırsal Alan Düzenlemelerinde Yöneylem Araştır Tekniklerinin Uygulanması , ” Harita ve Kadastro Mühendisleri Dergisi s.87 ( 2001): s.85.

(53) Mehmet Gür, “Türkiye Koşullarında Kırsal Toprak ve Yerleşim Düzenlemelerine Genel Yaklaşım,” (Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi,2001), y.87.

(54) Nazım Yılmaz,M.Necat Şengün,Metin Birbudak, “Toprak Rreformu Anlayışı İçinde Arazi Tolulaştırma,Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri ve Tarımsal Verimliliği Arttırıcı Diğer Önlemler,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 (Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005) , s. 264.

(55) Kalkınma Özel İhtisas Raporu, ( Ankara:Devlet Planlama Teşkilatı,2000), s.13.

(56) Yrd.Doç.Dr. Muzaffer Bakırcı, Türkiye'de Kırsal Kalkınma : Kavramlar – Politikalar-Uygulamalar. (Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007), s.369.

(57) Prof.Dr. Zerrin Demirel, Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. İstanbul:YTÜ,2005), s .101.

(58) Demirel, a.g.e., s.103.

(59)II.Tarım Şurası II.Komisyon Raporu “Tarımsal Yapıda Değişime ve Gelişmeler ”[Ankara:Tarım ve Köy işleri Bakanlığı,2001],s.31.

(60) R.Erkan Alemdaroğlu “Dünyada Toprak Reformu Uygulamaları,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 (Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005) , s. 110.

(61)Kalkınma Özel İhtisas Raporu, ( Ankara:Devlet Planlama Teşkilatı,2000), s.57.

(62) Prof.Dr. Zerrin Demirel, “Arazi Toplulaştırması Bilgi Sistemi ve Taşınmazlara İlişkin Bilgi Sistemlerindeki İşlevi”, Harita ve Kadastro Mühendisleri Dergisi s.65 (1989): s.38

(63) Celal Beşiktepe,Hülya Demir,”Toprak Reformu ve Kadastronun Toplumsal Boyutu,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 (Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005) , s .158.

(64)Yrd.Doç.Dr. Muzaffer Bakırcı, Türkiye'de Kırsal Kalkınma : Kavramlar – Politikalar-Uygulamalar. (Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007), s.271.

(65) Bakırcı, a.g.e., s.354.

(66) Dokuzuncu Kalkınma Planı Kırsal Kalkınma Politikaları Özel İhtisas Komisyonu Raporu ,(Ankara:Devlet Planlama Teşkilatı,2006), s.71-72.

(67) Kalkınma Özel İhtisas Raporu, ( Ankara: Devlet Planlama Teşkilatı,2000), s.13.

(68)A.g.e., s.16.

(69) Hülya Demir, Sevim Bakırcı, “Kırsal Alan Düzenlemesi,” Harita ve Kadastro Mühendisleri Dergisi s.80 (1996): s.68.

(70) R.Erkan Alemdaroğlu “Dünyada Toprak Reformu Uygulamaları,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 (Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005) , s.100.

(71) Yrd.Doç.Dr. Muzaffer Bakırcı, Türkiye'de Kırsal Kalkınma : Kavramlar – Politikalar-Uygulamalar. (Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007), s.292.

 

 

 

KAYNAKÇA

 

Alemdaroğlu ,R.Erkan “Dünyada Toprak Reformu Uygulamaları,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005 s.110-117.

Bakırcı, Muzaffer. Türkiye'de Kırsal Kalkınma : Kavramlar – Politikalar-Uygulamalar. Ankara:Nobel Yayın Dağıtım,2007.

Banger, Gürol, Aziz Şişman.” Kırsal Alan Düzenlemelerinde Yöneylem Araştır Tekniklerinin Uygulanması , ” Harita ve Kadastro Mühendisleri Dergisi s.87 ( 2001): s.82-98.

Beşiktepe,Celal, Hülya Demir,”Toprak Reformu ve Kadastronun Toplumsal Boyutu,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 (Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005) , s .144-160.

Coşkun, Suat, Oktay Ergen .”Türkiye'nin Ulaşım Sorunları- 1” (Karayolları ve Demiryolları),” Kemalist s. 11(2005): s.13-26.

Demir ,Hülya. Kadastro Bilgisi Ders Notları.

Demir, Hülya, Sevim Bakırcı. “Kırsal Alan Düzenlemesi,” Harita ve Kadastro Mühendisleri Dergisi s.80 (1996): s.68-72.

Demirel, Zerrin. Kırsal Toprak Düzenlenmesi: ( Arazi Toplulaştırması). 4.bs. İstanbul:YTÜ,2005.

Demirel, Zerrin. “Arazi Toplulaştırması Bilgi Sistemi ve Taşınmazlara İlişkin Bilgi Sistemlerindeki İşlevi”, Harita ve Kadastro Mühendisleri Dergisi s.65 (1989): s.38-46.

Dokuzuncu Kalkınma Planı Kırsal Kalkınma Politikaları Özel İhtisas Komisyonu Raporu , Ankara:Devlet Planlama Teşkilatı,2006.

Gumilev,L.N. Etnogenez: Halkların Şekillenişi Yükseliş ve Düşüşleri. 2.bs. İstanbul:Selenge Yayınları,2004.

Gür ,Mehmet. “Türkiye Koşullarında Kırsal Toprak ve Yerleşim Düzenlemelerine Genel Yaklaşım,” Yüksek Lisans Tezi, Yıldız Teknik Üniversitesi,2001.

II.Tarım Şurası II.Komisyon Raporu “Tarımsal Yapıda Değişime ve Gelişmeler ”[Ankara:Tarım ve Köy işleri Bakanlığı,2001].

Kırsal Kalkınma Özel İhtisas Raporu, Ankara:Devlet Planlama Teşkilatı,2000.

Ulusal Kalkınma Stratejisi, [Ankara]: Devlet Planlama Teşkilatı,[200.?].

Yılmaz ,Nazım,M.Necat Şengün,Metin Birbudak, “Toprak Rreformu Anlayışı İçinde Arazi Tolulaştırma,Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri ve Tarımsal Verimliliği Arttırıcı Diğer Önlemler,” TMMOB Toprak Reformu Kongresi: 11-13 Kasım 2005 Ankara:Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası,2005 s.255-266.

 

 

    © Sercan ANGI