MAKALELER >

ÖZELLEŞTİRME VE TÜRKİYEDİKİ DURUM - FATMA AKBABA

ANA SAYFA
HAKKIMIZDA
MAKALELER
ATATÜRK
DUYURULAR
ETKİNLİKLER
BAĞLANTILAR
İLETİŞİM
 
 

ÖZELLEŞTİRME ve TÜRKİYE'DEKİ DURUMU

 

Fatma AKBABA*

 

Tanımı

Kelime anlamı olarak özelleştirme, kamu kesimine ait bir işletmeyi ya da bir etkinliği özel kesime devretmek.Halk arasındaki anlamı da bu açılıma ek olarak bir devlet kurumunu belirli bir miktar para karşılığı kişi ya da kuruluşlara genelde belirli oranda hisse ya da bütünüyle satmaktır. Geniş tanımı ile özelleştirme; kamusal mülkiyete konu olan fiziksel ya da mali varlıkların şahıslara ya da kuruluşlara satış ını,bir mal ya da hizmetin üretim ve/veya dağıtımını sağlamak üzere özel şahıslara imtiyaz verilmesini, yetkili kamu makamları tarafından belirli kurallara bağlanmış olan mal/hizmet üretim ve/veya dağıtımının kuralsızlaştırılma sını ya da kural koyma ve uygulama yetkisinin özerk düzenleyici kuruluşlara devri ni (yabancı dilden aktarılmış karşılıkları ile deregülasyon ve re-regülasyon'u) içerir (1). Dar anlamda KİT'lerin (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) özel kesime devri , satışı kiralanması , yani mülkiyet ve yönetimlerinin,değişik yöntemlerle aktarılması biçiminde anlaşılmaktadır.Biraz daha açarsak ; kamu kesimi etkinliklerinin sınırlandırılmasıdır.Bu kapsam içinde yalnız KİT'lerin özel kesime bırakılması değil ,başka bazı kamu kesimi etkinlikleri de girer : örneğin,devlet tarafından üretilen paralı köprü ,karayolu,eğitim,sağlık vb. hizmetlerin finansmanlarının kamu kesimince üstlenilen bazı hizmetlerin işletme haklarının özel kesime ihale edilerek üretiminin özelleştirilmesinde olduğu gibi.Ayrıca,kamu tekellerinin çözülmesi(Türkiye'de tütün tekelinde olduğu gibi) ve bu üretim alanlarının özel kesiminin rekabetine açılması da bu kapsamdadır.

Özelleştirmenin ikinci bir şekli olan yasal-kurumsal serbestleşme, kabaca, hükümet tarafından tekelleştirilmiş olan bir hizmeti özel sektörün sağlamasına izin vermeyi içerir. Piyasaya yeni girenler, ancak ve ancak, kamuya hizmet etme yetenekleri ölçüsünde başarılı olurlar ya da yenilirler. Özeleştirmenin bu şekli, tüketicinin lehine olarak, daha çok rekabete ve seçmeye yol açarak bir hizmetin hükümetçe sağlanma gereksinimini azaltıp bütçeyi kısar.

Üçüncü bir özelleştirme şekli olan sözleşme sisteminde, hükümet hizmeti finanse etmeye devam eder; ancak özel sektöre firmalarını, hizmetin sözleşme şartları altında yapılması hakkı için arttırmaya çağırır. Hizmetin maliyeti azaltılmaktadır; çünkü, başarılı yüklenici (müteahhit) rakiplerini fiyat kırarak arttırma dışı bırakmaktadır. Özel kesimdeki rekabet derecesi fazla olduğu zaman, sözleşmeden sağlanan tasarrufun en yüksek düzeye çıkması büyük bir olasılıktır. Hükümet, yüklenicinin, sözleşmeyi yitireceği korkusuyla sürekli tetikte bulunacağını bilir.

Özelleştirmenin diğer bir şekli olan yardım sisteminde de, hükümet, hizmeti finanse etmeyi sürdürür; fakat, bir hükümet kuruluşunun belirli bir firmaya hizmet yapması için sözleşmeyle iş verme yerine, hizmetten yararlananlara (tüketicilere), söz konusu hizmeti açık pazardan satın almak için para verir. Bu yolla, hükümet, kişilere tüketici olma gücü sağlamaktadır. Bu yaklaşım, bir hizmet için sağlıklı bir piyasanın bulunduğu, fakat buna karşın ailelerin yeterli hizmet arzını elde edecek gelirlerinin olmadığı durumlarda son derece uygun olmaktadır.

Sözleşme sisteminde olduğu gibi, yardım sisteminde de, söz konusu hizmeti sağlamak hükümetin taahhüdünü azaltmaz. Fakat, yardım alanlar, en uygun hizmet sunucusunu arayıp bulmaya çalışarak, hükümete, satın alınan hizmetin maliyetinin mümkün olduğu kadar düşük tutulması olanağını verirler (2).

 

Amacı

Özelleştirmenin temel amacı nihai olarak, devletin ekonomide işletmecilik alanından tümüyle çekilmesini sağlamaktadır. Öte yandan borsa ve sermaye piyasalarını geliştirmeden Türkiye'de sağlıklı bir ekonomik gelişmeden bahsetmek mümkün değildir. Şirketlerin yalnızca bankacılık sektörüne bağlı olmadan hisse senedi, tahvil veya bono ihracı yoluyla kaynak temin edebilmeleri ve bu kaynak maliyeti ile enflasyon arasında sağlıklı bir ilişkinin olabilmesi için, sermaye piyasalarının geliştirilmesi gerekir. Sermaye piyasasının gelişimi ise, tasarrufların daha büyük bir kısmının mali piyasalara yönlendirilmesi ve bu suretle oluşan fonların sermaye piyasasına akışına imkan verecek bir ekonomik yapının oluşturulması ile mümkündür (3). Bunun yanında özelleştirmeyi iki açıdan da tanımlayabiliriz birinci açı sermaye perspektifi; ikinci açımız ise proletarya perspektifidir.  Sermaye  perspektifine göre özelleştirme;  devletin ekonomik faaliyetlerinin azaltılması ya da tümüyle ortadan kaldırılmasıdır. Dar kapsamda ise,  devlet tekelindeki KİT'lerin özel mülkiyetinin özel kesime devredilmesidir. Mülkiyetin devrinin iki temel amacı vardır:

a) KİT'leri doğrudan denetim alanı dışına çıkartmak

b) Bu kuruluşların bütçeye olan yükünü azaltmak.

Ekonomi açısından birinci amaç daha önemlidir. KİT'ler üzerindeki devlet denetimi ortadan kaldırılırken yönetimin de özel sektöre devrini gerçekleştirecek ölçüde bir mülkiyet transferi sağlanır. İkinci amacı gerçekleştirmek için ise, verimsiz ve zararlı KİT'lerin alabildiğince tümünün satılması gereklidir. Mülkiyetin tümüyle ya da çoğunluk payı biçimindeki devri, doğal olarak yönetiminin de özelleştirilmesi demektir. Bu durumda özelleştirme, hukuk bilimi alanına girmektedir. Böylece hukuk bilimi açısından "yönetimin özelleştirilmesi" önem kazanmaktadır.  Ancak yönetimin devlet denetiminden çıkarılması için kamu mülkiyetinin tümüyle kaldırılması zorunlu değildir. Yönetimin özel sektöre geçişini sağlayacak mülkiyet değişikliği de özelleştirme tanımı içinde yer almaktadır. Bu tanımda ve sermaye sınıfının özelleştirmeden amaç diye bahsettiği iki nokta dışında unutulan; sermaye açısından ve kapitalist iktisat açısından bilinçli olarak atlanılan asıl önemli konu kardır.Amaç olarak baktığımızda işçi sınıfının ve emekçi sınıfların senelerce emeklerinden alınan vergilerle ve sağlanan artık değerlerle kurulan, geliştirilen ve bugünlere getirilen KİT'lerin sermaye sınıfına umarsızca verilmesi hiçbir anlam içermemektedir ve yapılmasının da tek amacı vardır; daha fazla kar daha fazla artı değer sömürüsü.Bunun yanı sıra özelleştirmenin amaçlarını şöyle de anlatabiliriz (4) :

1.Ekonomik Amaçlar


a. Verimliliği ve etkinliği arttırma kamu kuruluşlarının kar amacı gütmemesi, genel olarak rekabetten uzak olması kuruluşun, ekonominin kıt kaynaklarını kullanması ise ekonomideki verimliliği azaltmaktadır.
b. Piyasa ekonomisini güçlendirmek dünyada şuanda kabul gören ekonomik görüş, liberal piyasa ekonomisidir. Piyasa ekonomisi globalleşmeyle birlikte hızla yayılmakta, dış ticarete açık olan ülkeleri kendi kurallarına uymaya zorlamaktadır. Rekabet koşullarının düzeltilmesi güçlü bir özel sektör, devletin ekonomiden elini çekmesi gibi politikalar serbest piyasa ekonomisinin öncelikli koşullarıdır.
c. Sermaye piyasasını geliştirmek sermaye piyasası derin ve sağlam olan ülkeler, krizden çok daha rahat çıkabilmektedir. Sermayenin tabana yayılmasında en önemli araçlardan biri olan sermaye piyasaları, liberal piyasa ekonomisinin en önemli faktörlerinden birini oluşmaktadır.
d. Döviz gelirlerini arttırmak KİT'lerin yabancı şirketlere satılması, ülkeye yapılan yatırımları arttırmakta, hazineye döviz girmesini sağlamaktadır.

 

2. Mali Amaçlar 

KİT'lerin satılmasından elde edilen kaynaklarla, iç(vergi) ve dış(borç) finansman kaynaklarına alternatif sağlanır. Ayrıca devlet bütçesi üzerindeki KİT finansman yükü azalır.

a. Hazinenin KİT'lere sağladığı mali desteğin asgariye indirilmesi
b. Devlete gelir sağlamak
c. Yabancı sermayenin teşvik edilmesi
d. Modern teknoloji ve yönetim tekniklerinin cezp edilmesidir.

 

Tarihi

Uluslar arası platformda 1970'li yıllarda baş gösteren uluslar arası para ve döviz kuru sistemlerinin ekonomilerde gerekli kıldığı yapısal değişiklik sonucu yeni bir ideolojik strateji uygulama gündeme geldi . Sadece ekonomik değil politik sonuçlar elde etmeyi hedefledi daha önce özelleştirme tartışma ve denemelerine rastlanmakta ise de , 1970'ten sonra uluslar arası platformun gündeminde ağırlıklı olarak yer aldı . İlk önemli denemeleri İngiltere'de Thatcher başlattı . Özelleştirme kelimesi , ilk defa 1983 yılında Wehster's New Collegiate Dictionary'ın 9. baskısında yer almıştır. Kelimenin ilk kullanışı ise Peter F. Drucker'in 1969 tarihinde basılan “The Age of Discountinuity” adlı çalışmasında “reprivatization” şeklinde olmuştu. 1976'da ise, Robert W. Poole , bu terimi “privatization” olarak ele alıp “Reason Foundation” isimli eserinde kullanılmıştır . 1980'li yıllardan itibaren gerek günlük hayatta , gerekse iktisadi ve siyasi literatürde çok yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandı (5).

 

Türkiye'de özelleştirme

Türkiye'de özelleştirme çalışmalarını Turgut Özal (6) 1984'te başlattı. Devlet, The Morgan Bank'a  “ Özelleştirme master planı ” hazırlattı. Bu master planda, 32 devlet şirketinin yeniden yapılandırılarak halka arz yoluyla özelleştirilmesi ve hisse senetlerinin “ orta direk ” diye isimlendirilen orta ve düşük gelir gruplarına satılması önerildi. Özal döneminde özelleştirmeler, The Morgan Bank'ın master planına göre  yapıldı. Halen İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) işlem gören Türkiye Petrol Refinerileri Anonim Şirketi'nden (Tüpraş) Petrokimya Holding'e (Petkim); Türk Hava Yolları'ndan (THY) Teletaş'a kadar 24 şirket bu dönemde halka açıldı.

Başa dönersek: (7) Türkiye'de KİT2lerin özelleştirmesiyle ilgili çalışmalar 1980 yılından sonra hızlandırılmış ve bu amaçla bir dizi yasal düzenleme gerçekleştirilmiştir.İlki 20 Şubat 1984 tarihli ve 2983 sayılı “Tasarrufların teşviki ve kamu yatırımlarının hızlandırılması hakkında kanun”dur.Daha sonra bir takım çalışmalar sonucu o kanunun son hali 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu adı altında 27 Kasım 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu Kanun ile getirilen yeni düzenlemeler, ana başlıklar itibariyle şöyledir (8) :

 *       “Özelleştirme Yüksek Kurulu” oluşturulmuştur.

 *       “Özelleştirme İdaresi Başkanlığı” kurulmuştur.

*        Özelleştirme uygulamaları sırasında veya sonrasında işini kaybedenlere, kanunda belirtilen hükümler çerçevesinde, yasalardan veya toplu iş sözleşmelerinden doğan tazminatları dışında ek bir iş kaybı tazminatı ödenmesi öngörülmüştür.

*        “Özelleştirme Fonu” oluşturulmuştur.

*        Özelleştirmenin kapsamı genişletilmiş, iktisadi devlet teşekkülleri ile bunlara ait kurum ve payların yanısıra, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının da özelleştirilebilmesine imkan tanıyan düzenlemeler yapılmıştır.

*       Erken emekliliğin teşviki amacıyla, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlarda Emekli Sandığı'na tabi personelden hizmet süresi itibariyle emeklilik hakkı kazananlara, bu hakkı kazandıkları tarihten itibaren iki ay içinde emekli olmayı istemeleri halinde ikramiyelerinin %30 fazlası ile ödenmesi hükme bağlanmıştır.

 *        Özelleştirme kapsamındaki kuruluşların, özelleştirme uygulamaları sonucu kamu payının %15'in altına düşmesinden veya tasfiyesinden yahut tüzel kişilikleri sona erecek şekilde kapatılmasından önce sosyal yardım zammına hak kazanmış olan personele 17.7.1964 tarihli 506 sayılı Kanunun Ek 24 üncü maddesi gereğince ödenen sosyal yardım zamları , ödemenin yapılmasını müteakip Sosyal Sigortalar Kurumu'nun yazılı talebi üzerine İdare tarafından Özelleştirme Fonundan en çok iki ay içinde adı geçen kuruma ödenir. Özelleştirme Fonunun diğer yükümlülükleri de dikkate alınarak sosyal yardım zamlarının süresinde Sosyal Sigortalar Kurumu'na ödenmesinin mümkün olmadığı hallerde sosyal yardım zamları Hazinece karşılanır.

*     Kapsamdaki kuruluşlarda uygulamalar sonucu kadrosu iptal edilen memur ve sözleşmeli personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarındaki boş kadro ve pozisyonlara atanmalarına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.

*    Özelleştirme uygulamalarından elde edilecek gelirlerin, genel bütçe harcama ve yatırımlarında kullanılmaması hükme bağlanmıştır.

*    Stratejik nitelikteki kuruluşlarda imtiyazlı hisse bulundurulması öngörülmüştür. 

1984'deki kanundan sonra 28 Mayıs 1986'da 3291 sayılı “..Kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesi hakkında kanun” çıkarıldı.Bu kanunların gereğince özelleştirme kapsamına alınan KİT'lerin belirli başlıkları şunlardır:Sümerbank, Güven sigorta, Akdeniz sanayi ve tic a.ş., Denizcilik Bankası, Erzincan Gıda maddeleri sanayi ve tic. a.ş., Türkiye yaprağı ve tifitk a.ş., Pektim petrokimya a.ş., Petlas lastik sanayi ve tic. a.ş., Et ve Balık kurumu, Orman ürünleri sanayi kurumu (Artvin, Antalya, Bartın, Bolu,Devrek, Vezirköprü müesseseleri), Türkiye süt endüstrisi kurumu , Yem sanayi taş, Petrol Ofisi anonim şirketi, Türkiye petrol rafineleri a.ş., Türk hava yolları AO, Kömür satış ve tevzi müessesesi, Antalya,Bergama ve Manisa dokuma fabrikaları; Adıyaman, Aşkale, Bartın, Çorum, Denizli, Gaziantep, İskenderun, Ladik, Sivas, Şanlıurfa, Trabzon, Niğde, Afyon, Ankara, Balıkesir, Pınarhisar, Söke ve Trakya çimento fabrikaları ( Bunların bir kısmı 1992 1993 tarihleri arasında satıldı (7).

 

1985 yılından itibaren 245 kuruluştaki kamu hisseleri, 22 yarım kalmış tesis, 393 taşınmaz, 8otoyol, 2 boğaz köprüsü, 103 Tesis, 6 Liman, şans oyunları lisans hakkı ile Araç Muayene İstasyonları özelleştirme kapsamına alınmıştır. (9)

 

GERÇEKLEŞTİRİLEN UYGULAMALAR (9)

Özelleştirme çalışmaları, 1984 yılında kamuya ait yarım kalmış tesislerin tamamlanması veya yerine yeni bir tesis kurulması amacı ile özel sektöre devri uygulamaları ile başlamıştır.

1986 yılından itibaren hız kazanan ve tamamı kamuya ait veya kamu iştiraki olan kuruluşlardaki kamu paylarının özelleştirme kapsamına alınması yoluyla yürütülen program çerçevesinde, İdare tarafından bugüne kadar 193 kuruluşta hisse senedi veya varlık satış/devir işlemi yapılmış ve bu kuruluşlardan 183'ünde hiç kamu payı kalmamıştır.

1985 yılından bugüne kadar gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarının toplam tutarı 29,9 milyar $ düzeyindedir.

Bir bölümü vadeli ve döviz cinsinden gerçekleştirilen bu hisse senedi ve varlık satış işlemlerinden 31 Aralık 2004 itibariyle 4.5 milyar YTL (8.6 milyar $) net giriş sağlanmıştır . Yıl bazında uygulama tutarı ile net giriş tutarı arasındaki fark, vadeli işlemlere ilişkin taksit ödemelerinden kaynaklanmaktadır.

Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlardan elde edilen 0.9 milyar YTL'lik (2.3 milyar $) temettü geliri ve 4.1 milyar YTL'lik (3.4 milyar $) diğer kaynaklarla birlikte 1985 – 31 Aralık 2004 dönemi toplam kaynakları 9.5 milyar YTL (14.3 milyar $) düzeyine ulaşmaktadır.

Aynı dönemde özelleştirme uygulamaları çerçevesinde 9.2 milyar YTL (13.9 milyar $) tutarında kullanım gerçekleştirilmiştir. Özelleştirme uygulamalarına ilişkin kullanımların % 98'lik bir bölümü, kapsamdaki kuruluşlara sermaye iştiraki, kredi borçları ve personel ödemeleri, özelleştirme bonoları ve Hazine'ye aktarmaya ilişkin ödenen tutarlardır.

Özelleştirme uygulamaları sonucunda elde edilen kaynakların kullanımı 3 ana başlık altında toplanmaktadır.

Bunlardan ilki özelleştirme kapsamındaki kuruluşlara yapılan ödemelerdir. 6.1 milyar $ düzeyinde ve toplam kaynakların %44'ünü kapsayan bu tutar, kuruluşlara yapılan sermaye iştirakleri, verilen krediler, çalışanlara yönelik iş kaybı ve özelleştirme sonrası tazminatları ile emeklilik primi ödemeleri gibi kullanım kalemlerinden oluşmaktadır.

İkinci büyük kullanım kalemini ise, aynı tarih itibariyle 3.6 milyar $ düzeyinde ve toplam kullanımların % 26'sını kapsayan ve Hazineye ve Hazine bünyesinde bulunan Kamu Ortaklığı Fonu'na yapılan aktarmalardan oluşturmaktadır. Bu Fon'un kullanım alanı ise mevzuatla sadece baraj, otoyol ve içme suları gibi altyapı tesislerinin finansmanıyla sınırlandırılmıştır. 26 Mayıs 2000 tarihinde yürürlüğe giren 4568 sayılı Kanun çerçevesinde, 2001 yılından beri aktarma yapılmamıştır.

Üçüncü kullanım kalemi ise , özelleştirme uygulamaları için çıkarılan bono ve tahvil ödemeleri gibi tutarlardan oluşmaktadır. Bu ödemelerin toplamı da yine aynı dönemde 3.9 milyar $ düzeyinde olup, toplam kullanımların %28'ini kapsamaktadır.

Yukarıda belirtilen üç ana kullanım kalemi toplamı olan 13.6 milyar $ düzeyindeki tutar, toplam kullanımların % 98'ini kapsamakta ve özelleştirme olgusu var olsa da, olmasa da, devletin bir şekilde Hazinesinden yapmak zorunda olduğu tutarlardan oluşmaktadır.

Bu arada özelleştirmeye bağlı olarak yapılan ve gider-masraf olarak tanımlanabilecek, uygulamalar için yapılan danışmanlık, ihale ilanları ile reklam ve tanıtım giderleri ise toplam kullanımların yalnızca % 1'ini oluşturmaktadır.

 

İHALE VEYA SATIŞ/DEVİR PROSEDÜRÜ DEVAM EDEN KURULUŞLAR

Sümer Taşınmazı: T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (İdare) tarafından 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde;Sümer Holding A.Ş.'ye ait Kırklareli İli, Lüleburgaz İlçesi, Sarımsaklı Çiftliği Mevkiindeki 71 ayrı parselde bulunan toplam 17.619.347,35 m 2 'lik taşınmazın (Sarımsaklı Taşınmazı) özelleştirme ihalesine katılmak üzere, 26.07.2007 tarih, saat 18:00'e kadar 13 (on üç) adet teklif alınmış ve İdaremize başvuran teklif sahiplerinin listesi aşağıda belirtilmiştir.    09.082007 tarihinde yapılan nihai pazarlık görüşmelerinde 58.000.000 ABD Doları ile en yüksek teklifi  Ziya Organik Tarım İşletmeleri A.Ş. verdi .

 

Sümer Holding A.Ş.'ye (HOLDİNG) ait; Mazıdağı Fosfat Tesisleri'nin (TESİS), 5177 sayılı Kanunla Değişik 3213 Sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde işletilmesi ve fosfat üretimine yönelik işletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi amacıyla işletme ruhsatlarının (4 adet), arama ruhsatlarının (3 adet) ve buluculuk haklarının, TESİS 'in işletme ve arama ruhsat alan sınırları içerisinde kalan arazilerin ve bunların üzerindeki alt yapı tesisleri, yerüstü yapıları ve bütünleyici parçaları için “ İşletme Hakkının Verilmesi ” ve HOLDİNG ' e ait TESİS 'in envanterinde kayıtlı diğer maddi duran varlıklar için “Satış” yöntemi olmak üzere iki yöntem birlikte uygulanmak suretiyle özelleştirilmek üzere ihale edilecektir. İhalede son teklif verme tarihi: 10.10.2007.

 

TCDD Derince Limanı: T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca (İdare), Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü (TCDD)'ne ait Derince Limanı , 36 yıl süre ile “işletme hakkının verilmesi” yöntemiyle özelleştirme ihalesi nihai pazarlık görüşmeleri tamamlandı. 12.09.2007 tarihinde yapılan  nihai pazarlık görüşmelerinde 195.250.000 ABD Doları ile en yüksek teklifi Türkerler Ortak Girişim Grubu verdi.

Emekli Sandığı Taşınmazı: 17 Ağustos 2007 tarihinde yapılan nihai pazarlık görüşmelerinde T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emekli Sandığı mülkiyetindeki Çelik Palas Oteli için 38.900.000 ABD Doları ile en yüksek teklifi MSN Yapı Yatırımları İnşaat, Turizm, Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş.verdi.

 

PETKİM: Türkiye Cumhuriyeti, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nca, 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde PETKİM Petrokimya Holding A.Ş.'nin sermayesindeki, İdare'ye ait %44 oranındaki hissesi ile T.C. Emekli Sandığına ait % 7 oranındaki hissesi olmak üzere toplam % 51 oranındaki kamu hissesi “blok satış” yöntemi ile  özelleştirme ihalesi için 8 adet teklif alındı. 05 Temmuz 2007  tarihinden yapılan nihai pazarlık görüşmelerinde  en yüksek teklifi   2.050.000.000 ABD$ ile TransCentralAsia Petrochemical Holding Ortak Girişim Grubu  verdi. Alınan teklifler  İhale Komisyonu'nun değerlendirmesini müteakip Özelleştirme Yüksek Kurulu gündemine sunulacaktır.

 

TEDAŞ: T. Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye ait Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.'deki %100 oranındaki idare hissesinin “blok satış” yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla 31 Ağustos 2006 tarihinden itibaren verilen ilanlarla ihale açılmıştır. Ancak, 8 Ocak 2007 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı çerçevesinde ihale süreci ertelenmiştir.T. Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye ait Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.'deki %100 oranındaki idare hissesinin “blok satış” yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla 31 Ağustos 2006 tarihinden itibaren verilen ilanlarla ihale açılmıştır. Ancak, 8 Ocak 2007 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı çerçevesinde ihale süreci ertelenmiştir.T. Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye ait İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş.'deki %100 oranındaki idare hissesinin “blok satış” yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla 31 Ağustos 2006 tarihinden itibaren verilen ilanlarla ihale açılmıştır. Ancak, 8 Ocak 2007 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı çerçevesinde ihale süreci ertelenmiştir

 

TCDD İzmir Limanı: T.C. Devlet Demir Yolları İşletmesi Genel Müdürlüğü'ne bağlı İzmir limanının 49 yıl süreyle “işletme hakkının verilmesi” yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla 4 Ocak 2006 tarihinden itibaren verilen ilanlarla ihale açılmıştır. İhalede 7 Nisan 2006 olarak belirlenen son teklif verme tarihi olan 30 Mart 2007 itibariyle 4 teklif alınmıştır. 3 Mayıs 2007 tarihinde yapılan nihai pazarlık görüşmeleri sonucunda en yüksek teklif, 1.275.000.000 ABD Doları bedelle Global-Hutchison-Ege İhracatçı Birlikleri Liman Hizmetleri ve Taşımacılık A.Ş.  O.G.G. tarafından verilmiştir. Alınan tekliflerin değerlendirilmesini müteakip, teklifler Özelleştirme Yüksek Kurulu gündemine sunulacaktır.

 

YILLARA GÖRE ÖZELLEŞTİRME TABLOSU (9)

 

 

Dünyadaki örnekleri

Özelleştirme yani devletin varlıklarının ya da yaptıkları hizmetlerin özel sektöre devredilmesi dünyanın her yerinde hızla gelişmekte olan bir olaydır. A.B.D.' de, binlerce kentte ve kasabada özel firmalar, ambulans hizmetleri, çöp toplama işi, sokak ve cadde onarımı, arşiv tutma ve diğer bir çok işi yapmaktadır. Phoenix, Arizona gibi bazı kentlerin özel itfaiye teşkilatları bile vardır ve özelleştirme California'nın La Mirada kentinde (nüfusu 40.000) o kadar ileri gitmiştir ki, kent yönetimi sadece 55 personel çalıştırmakta, özel sektör ise altmış değişik belediye hizmeti görmektedir.

Özelleştirme, Amerika kıtasının başka yerlerinde de gelişmektedir. Kanada' da hükümet, devlet mülkiyetinde bulunan havayollarındaki ve diğer ulaştırma sektörlerindeki hisseleri satmak için önlemler almakta ve bir hükümet komisyonu, bir çok "Kraliyet Kuruluşları"nı özelleştirmek için çalışmalar yapmaktadır. Meksika, daha önce millileştirilmiş olan düzinelerce kuruluşu özel sektöre satmış ve 200' ün üzerinde devlet firmasını da satmayı programlamıştır.

Bir çok Asya ülkesi de özelleştirmeye yönelmektedir. Örnek olarak, Kore Cumhuriyeti'nde devlet, beş büyük bankayı, bir petrol şirketini ve diğer bir çok işletmeyi elden çıkarmış bulunmaktadır. Malezya, limanlarını, demiryollarını ve hastanelerini özerleştirmeyi tasarlıyor; Bangladeş, daha önce millileştirilmiş olan jüt ve tekstil işletmelerini eski sahiplerine geri veriyor. Japonya, telefon kuruluşu Nippon Telegraph and Telephone' u bağımsız bir kuruluşa dönüştürmek üzere önemli aşamalar kaydetmiş olup yakında halka hisse senedi satmaya başlayacaktır.

Avrupa' da Türkiye, daha şimdiden on yaşındaki Boğaz Köprüsü" nün ve Keban Barajı'nın gelir ortaklığı senetlerini satmıştır ve iki düzine devlet işletmesini daha satmayı planlamaktadır. Fransa ve Batı Almanya dahil, diğer Avrupa ülkeleri de, varlık satışlarını denetlemektedir. Fakat, özelleştirmede dünyaya liderlik yapan ülke İngiltere'dir. Bu ülkede, başlıca ekonomik sorunlara çözüm getirmek amacıyla, varlık satışları temel bir hükümet stratejisi olmuş bulunuyor. (2)

 

 

DİPNOTLAR

*Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Lisans Öğrencisi

 

Kaynaklar

 

  1. Oktar TÜREL _ Özelleştirme Üzerine Notlar www.bagimsizsosyalbilimciler.org/Yazilar_BSB/IktisatToplum11Agu-Turel.doc
  2. Stuart M. BUTTER – çeviren: Prof. Dr. Coşkun Can AKTAN _Kamu Hizmetlerinin Özelleştirilmesi http://www.canaktan.org/ekonomi/ozellestirme/turkce-giris.htm
  3. www.econturk.org/Turkiyeekonomisi/ertugrulhakan.doc
  4. www.ekodialog.com/Konular/ozellestirme.html - 13k
  5. www.odevarsivi.com/dosya.asp?islem=gor&dosya_no=53474 - 30k –
  6. Süleyman YAŞAR _ Zincirlikuyu için 160 Milyon Dolar Vergi Ödenmeli www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD= 6 1822&YZR_KOD=159&ForArsiv=1 - 73k
  7. Büyük LARAUSSE sf.9074
  8. Özelleştirmenin Felsefesi www.oib.gov.tr/program/turkiyede_ozellestirme.htm - 27k -
  9. T.C. Özelleştirme Daire Başkanlığı _ http://www.oib.gov.tr

 

 

 

    © Sercan ANGI