MAKALELER >

ATATÜRK VE MATEMATİKSEL DÜŞÜNÜŞ - Ali KALKAN

ANA SAYFA
HAKKIMIZDA
MAKALELER
ATATÜRK
DUYURULAR
ETKİNLİKLER
BAĞLANTILAR
İLETİŞİM
 
 

ATATÜRK VE MATEMATİKSEL DÜŞÜNÜŞ

Ali KALKAN*

 

Matematiğin temelinde bilinen bazı verilerden de yararlanarak farklı düşünebilme ve de düşünüleni çeşitli sembollerle kâğıt üzerinde ifade edebilme yetenekleri yatar kanımca. Matematiksel düşüncenin odak noktasına bu iki unsuru koymak pek yanlış olmaz. (Çünkü çoğu matematikçiler de bu yolu izlemişlerdir). Günlük yaşantımızda karşılaştığımız birçok sorunu çoğu kez bu odaklara dayanarak matematiksel bir ifade (denklem) ekseninde çözeriz. Bu durumlarda genellikle bazı harfsel bilinmeyenler tanımlayarak, bu bilinmeyenleri bulmaya-çözmeye çalışırız. Ya da yeri geldiğinde bir takım geometrik şekilleri kullanarak soruları ve sorunları daha net ifade edebilme ve bu oranda çözüme daha rahat ulaşabilme olanaklarından faydalanırız (şüphesiz matematik bunlardan ibaret değildir). Burada mühim olan iki şey vardır: mevcut bilgilerden faydalanarak evrensel düşünmek ve bunu net bir şekilde ifade etmek. Fakat buradaki “net ifade etmek” ibaresi değişken bir özelliktedir.Çünkü her düşünülen olguyu (özellikle de sayısal olmayan düşünsel sorunları) kâğıt üzerinde ifade etme gibi bir şansımız yoktur. Ama bu durum izlenilen yolu değiştirmez. Kısacası, insanlar matematiksel düşünce ile sayısal olmayan (herhangi bir matematiksel işlem gerektirmeyen) daha çok farklı ve akılcı bir bakış açısına dayalı sorunları da rahatlıkla çözebilirler. Matematikçilerin veya bu alanda yüksek eğitim almış insanların günlük düşünsel sorunların çözümünde son derece başarılı ve pratik sonuçlar elde ettiklerini duymuşsunuzdur. Bunu da çoğu kez o kişinin soyut ve de mantıklı düşünebilme kabiliyetine bağlarız. Gelelim bu konunun Atatürk ile olan bağlantısına…

Mustafa Kemal Atatürk'ün Milli Mücadele boyunca izlediği yol iyi irdelenirse, başarının aslında bir matematiksel, bütünsel ve gerçekçi ideolojinin (bakış açısının) getirisi olduğu rahatlıkla görülebilir. Atatürk' ün matematiksel düşüncesini en iyi yansıtan şey O'nun mevcut durumu çok iyi değerlendirip (eldeki verileri kullanıp), tüm ihtimalleri hesaba katarak, olayları enine-boyuna tartışıp başkalarının da fikirlerini alarak adım atmasıdır. Şöyle bir düşünün: Her tarafta zedelenmiş, şartları çok ağır bir ateşkes antlaşması imzalamış, milletiyle yorgun-fakir ve de silahsız bir durumda olan Türk milleti, nasıl olurda bunca savaşı kazanıp, bunca iç ayaklanmaları bastırıp bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurabildi. 19 Mayıs 1919'da başlayıp, 1923'te Cumhuriyet Devrimi'yle zafere ulaşan Ulusal Kurtuluş ve Kuruluş Mücadelesi'nin ardında yatan yegâne saik nedir sizce?

Bu başarıların ardında elbette ki ordunun yüksek manevi gücüyle beraber, Mustafa Kemal Atatürk ve O'nun matematikçi, gerçekçi, hümanist düşünce yapısı yatar. Bir savaşta ordunun güçlü olması başarı için gerek ancak yeter şart değildir. Galibiyet için ordunun çok iyi tasarlanmış bir plana da ihtiyacı vardır. İşte Mustafa Kemal, Kuvvay-i Milliye ile bağımsız bir ulus yaratabilmek için çareler düşünürken (planlar hazırlarken), tüm düşüncelerinde matematikle donatılmış bir mantığın egemenliği iz sürerdi. O, planlarını hep bu mantık çerçevesinde yürütmüştür. Bu bağlamda Atatürk'ün Nutuk eserinden bazı örnekler verebiliriz. Atatürk, " En büyük askerlik budur: Muhtelif ihtimalleri çok iyi hesap etmeli; en iyi görüneni süratle tatbik etmeli... Askeri plan arzuya göre değil, hesaba dayanarak tanzim olunmalıdır... Muharebede kuvvetten ziyade, kuvveti amaca uygun yönetmek mühimdir ." demiştir. Burada bütün ihtimallerin değerlendirilmesi ve planın hesaba göre yapılması gerekliliği matematiksel bir ideolojinin en belirgin izleridir. Bir başka sözünde, 1924 yılında şöyle diyordu: “ Bilirsiniz ki dünyada her kavmin, varlığı, kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı, sahip olduğu ve yapacağı medeni eserlerle orantılıdır. " O, bu cümlesiyle toplumsal bir temayı açıklarken, ilgili tüm kavramları adeta matematiksel bir fonksiyonunun terimleriymiş gibi, belirli bir sırayla değişmez bir ilişkiye kavuşturmuştur. Atatürk, Kâzım Karabekir Paşa' ya gönderdiği 22 Eylül 1922 tarihli telgrafta, İstanbul ve Boğazlar üzerine harekât hakkında şöyle diyordu: " Pek kuvvetli olmamıza rağmen siyasette de pek hesaplı ve mutedil bulunuyoruz. Her halde meseleyi siyasetle hal etmeyi tercih etmekteyiz ." O, toplumsal durumumuzu şöyle özetlemiştir: " Son birkaç yıl içinde kendimizi kurtarabilmişsek, anlayışımızı değiştirdiğimiz içindir. Artık bir daha duramayız. Ne olursa olsun ileriye doğru gitmeliyiz; geri dönemeyiz. İlerlemeye devam etmeliyiz; başka çıkar yolumuz yok. " Gerçekten de matematiksel olarak tüm olasılıklar geri dönmek, durmak ve ilerlemekten ibarettir (Bu örnekler çoğaltılabilir).

Matematik Mühendisi ve İktisat Uzmanı Kaan Öğüt'ün Aydınlanma1923 dergisindeki yazısına göre Atatürk'ün soru ve sorunları değerlendirme şekli bir mühendislik sorusunun çözümüyle paralellik göstermektedir. Bunu görebilmek için bir mühendisin problemi çözerken takip ettiği ana maddeleri listeleyip, bunlar üzerinden değerlendirme yapmak daha uygun olur. Söz konusu bir problem çözümünde izlenmesi gereken 4 temel madde şu şekilde belirtilebilir:

•  Problem açıkça ortaya konulur,

•  Problemin başlangıç ve sınır koşulları (bir başka deyişle, eldeki veriler ve kısıtlamalar) göz önüne getirilir,

•  Problemin çözümünü kolaylaştırmak adına bir matematiksel modelleme yapılır,

•  Son olarak oluşturulan bu model dahilinde çözüme ulaşılmaya çalışılır.

Mustafa Kemal Atatürk, henüz gençlik çağlarını yaşamaktayken Osmanlı İmparatorluğunun bir dağılma sürecine girdiğini ve Türk ulusunun bölgede yaşamaya devam etme şansının çok az olduğunu öngörmüştü. Diğer bir deyişle problem apaçık ortaya konulmuştu: Böyle bir ortamda ülkenin dağılmasını ve sömürülmesini engellemek, ülkeyi bağımsızlığa kavuşturmak. Bu ülke kuzeyden güneye, doğudan batıya uzanan Anadolu topraklarından ibaretti(sınır koşulu). Çoğunluğunu Türk milletinin oluşturacağı ve insanların huzurlu-çağdaş bir yaşam sürdürebilecekleri ulusal devlet kurmak bu problemin matematiksel modeli demekti. Bu modellemeye en uygun devlet yapısının Cumhuriyet olduğunu daha 1907'lerde belirleyen Mustafa Kemal, artık adım adım çözüme başlayabilirdi. Ve uygulanan bu akılcı-matematiksel metot neticesinde tam bağımsız, laik ve modern bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur.

Bu açıklamalardan da rahatlıkla görülebiliyor ki, Atatürk sadece siyasal ve idari alandaki yeteneğiyle değil, sayısal dünyadaki üstün başarısıyla da karşımıza çıkıyor. Atatürkçü düşünce ile matematiksel düşünce arasında sıkı bir bağın var olduğu apaçık görülmekte. Bu yüzden “ Atatürk gibi düşünmek, biraz Leibnitz biraz Descartes biraz da Pisagor gibi ( yani bir matematikçi gibi ) düşünmektir .” dersem, pek de yanlış olmaz.

Ne dersiniz?

Not : Atatürk, 1937 yılında yayımlanan bir Geometri kitabı yazmıştır. Bu kitapta geometrik terimlerin Türkçe karşılıklarının yanı sıra bazı başka bilgiler de vermiştir.

 

 

DİPNOTLAR

* Matematik Bölümü Lisans Öğrencisi

 

 

 

    © Sercan ANGI