DUYURULAR > 10 KASIM 2005 BİLDİRİSİ                                
ANA SAYFA
HAKKIMIZDA
MAKALELER
ATATÜRK
DUYURULAR
ETKİNLİKLER
BAĞLANTILAR
İLETİŞİM
 
 

10 KASIM 2005 BİLDİRİSİ

ATAMIZI ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE BÜYÜK BİR SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYORUZ

AMA BİZE BIRAKTIĞI MİRASA NE KADAR SAHİP ÇIKIYORUZ?

Tüm yaşamı boyunca Türk ulusunun bağımsızlığını sağlama mücadelesi veren, bu uğurda tüm dünyayı karşısına alan, savaş meydanlarında yaptığı mücadele kadar cehalete ve yozlaşmışlığa karşı açtığı savaşla Türk ulusunu çağdaş medeniyetler seviyesine taşıyan ulu önderimiz M. Kemal Atatürk'ün bize emanet ettiği Cumhuriyete ve Devrimlerine sahip çıkabiliyor muyuz?

Bugün laik Türkiye'nin içine düştüğü duruma baktığımızda M. Kemal Atatürk'ün söylediği şu sözlerin anlamı daha iyi anlaşılmalıdır;

“Bizi yanlış yola sevk eden fesatçılar çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatmışlardır. Tarihimizi okuyunuz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve alçaklıktan gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırırlar.”

“Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”

Atamızın söylediği gibi “din perdesine bürünmüşler” bugün de boş durmamakta bilim ve fen yuvası olması gereken üniversitelerimizi hedef seçmekte, tarikatçı ve cemaatçi kadrolaşmayla laik Cumhuriyetimizin temel değerlerine saldırmaktadırlar.

Sadece laiklik ilkesi mi? Türkiye Cumhuriyetinin temel direklerinden ulusalcı, halkçı ve tam bağımsız antiemperyalist ilkeler de yok edilmeye çalışılmaktadır. Tekrar dönüp Atamızın söylediklerine kulak verelim;

“Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklale sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun istiklalden yoksun bir millet, medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez.

Yabancı bir devletin koruyup kollayacağını kabul etmek insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu seviyesizliğe düşmemiş olanların isteyerek başına yabancı bir efendi getirmelerine asla ihtimal verilmez.

Hâlbuki Türk'ün haysiyeti gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!

O halde, YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!

İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır.”

“Tam bağımsızlık demek, elbette siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik, kültür… gibi her alanda bağımsızlık ve tam özgürlük demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir.”

Günümüze bakalım; mali, iktisadi olarak IMF ve Dünya Bankası politikalarının dışına çıkamama, kendi topraklarının parçası boğazları ve akarsularını AB denetimine sunma girişimlerine ılımlı bakma, eğitim ve öğretim birliğini delme girişimlerini hasıraltı etme, yavru vatan KKTC'yi AB yolunda gözden çıkarma, yabancı ülkelerin toprak taleplerine şehitlerimizin kemiklerini sızlatarak karşılık verme, stratejik devlet kuruluşlarını peşkeş çekme… Kısacası “ÜLKEYİ VE VATANI PAZARLAMA”

EY KEMALİSTLER VE CUMHURİYETİN BEKÇİLERİ, KEMALİZM ÇERÇEVELETİP DUVARA ASILAN BİR BİLDİRİ DEĞİLDİR. BİR FOTOĞRAF HİÇ DEĞİLDİR. KEMALİZM, TÜRKİYE CUMHURİYETİ REJİMİNİN KAYNAĞI, DAYANAĞI VE VAR OLUŞ NEDENİDİR. KEMALİZM, ŞEREF ONUR VE NAMUS KADAR KUTSAL BİR DEĞERDİR. KEMALİZM, KORUNMASI GEREKEN VE ELİMİZDE KALAN SON KALEDİR. O, UĞRUNA ÖLÜNECEK BİR EMANETTİR. KEMALİZM VATANDIR, IŞIKTIR.

TAM BAĞIMSIZ, ÖZGÜRLÜKÇÜ, DEMOKRATİK BİR DÜZENİ ÖZLÜYORSAK, AKLA DAYALI, LAİK, ÇAĞDAŞ DÜŞÜNCEYE VE BU DOĞRULTUDA YAPILACAK EĞİTİM ÖĞRETİM BİRLİĞİNE İNANIYORSAK, BAĞIMSIZLIĞA, HUKUKA VE İNSAN HAKLARINA SAYGIYI ÖN PLANA ALIYORSAK, EKONOMİK VE SOSYAL KALKINMASINI GERÇEKLEŞTİREREK ULUSLAR ARASI İLİŞKİLERDE SÖZ SAHİBİ OLAN SAYGIN BİR TÜRKİYEDE YAŞAMAK İSTİYORSAK ÇAĞDIŞI ZİHNİYETLER YARINLARIMIZI KARARTMADAN KEMALİST DÜŞÜNCEDE BİRLEŞELİM.

 

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE TOPLULUĞU KULÜBÜ

 

 

    © Sercan ANGI